Selçuk Yaşar - DYO Boya

Selçuk Yaşar - DYO Boya


YAŞAR HOLDİNG ONURSAL BAŞKANI

SELÇUK YAŞAR

17 Ocak 1925 tarihinde Rodos’ta doğdum. Annem İstanbullu idi. Babam ise Rodos’ta dünyaya gelmişti. Rodos’ta boya ticareti yapıyordu. 1931 senesinde İzmir’e yerleştik. Kemeraltı Şeritçiler Çarşısı’nda babam boya dükkanı açtı ve böylece ticari yaşantımızı Ege’nin incisine taşımış olduk.

Çocukluğum son derece güzel geçti. Aile bağlarımız oldukça kuvvetliydi. Evimizde her zaman huzur ve mutluluk hakimdi. Ben Osmanlı terbiyesiyle büyüdüm. Lakin, eğitimim batılı oldu.

İlkokul eğitimimi Karşıyaka’da bulunan Saint Polikarp Fransız Mektebi’nde gerçekleştirdim. Ortaokulu ise Alsancak’taki Sainth Joseph’te tamamladıktan sonra lise için İstanbul’a gittim. Moda’daki Sainth Joseph’i bitirdim. Üniversite de ise işletme okudum.

 

Askerliğimi İstanbul’da yaptım. İlk 6 aylık süreçte Heybeliada’daki Deniz Harp Okulu’nda eğitim gördüm. Daha sonra vatani görevimi Deniz Asteğmen olarak o dönemin önemli savaş gemilerinden olan Sultanhisar Muhribi’nde tamamladım.

 

İş hayatına 1944 yılında babamın Kemeraltı Şeritçiler Çarşısı’ndaki boya mağazasında başladım. Örnek aldığım kişi babamdı ve işimizin devamı için kendi arzumla onunla birlikte çalışmaya başladım. Zira boya sektörü her zaman için ilgimi çekmişti.

Mağazamızda ithal boyalar satıyorduk. Boya sektörü tamamen dışa bağımlı bir halde idi. Başladığım işin detaylarını böyle özetleyebilirim.

 

İlk işimi rahmetli kardeşim Selman ve merhum babamla birlikte 1954 yılında İzmir’de kurdum. Dyo ile sanayiciliğe adım attım. O yıllarda ithalat ağırlıktaydı. Boya sektörü yahudi tüccarların egemenliğinde idi. Bir biz vardık, bir de Anafartalar’da Hasan Kaşif vardı. Piyasada tutunmak ve işimizi büyütmek için çok çalıştık. Şükürler olsun bugünlere geldik.

 

İş hayatı her an zorluk demektir. Zira ticaretin koşulları ve rekabet olgusu dönemsel olarak değişkenlikler arz eder. Onları öngörebilmek maharet ister. Ben, satış ve pazarlamanın iş hayatında en az üretim kadar önemli olduğunu babamdan öğrendim. Bana, müşterilere nasıl yaklaşılacağını, pazarın dengelerinin nasıl analiz edileceğini ve rekabet karşısında yılmamam gerektiğini babam öğretmiştir.

 

Okurlarımıza iş hayatına atıldığınız ilk dönemlere ait anılarınızdan bahsedebilir misiniz?

O döneme ait elbette yüzlerce hatıram var. Hangi birini anlatsam ki? İlk aklıma gelen Kemeraltı’nda bir boyacı dükkanından Türkiye’nin ilk milli boya fabrikasına giden yolda babam ve kardeşimle birlikte verdiğimiz çetin mücadeledir. Ne çok engeli aştık bir bilseniz. Danimarkalı Mr. Eshmal diye bir kişiyle tanıştım. Sadolin firmasının üst düzey yetkilisiydi. Onların ithal boyalarını İzmir’de ortaklık olmadan lisans anlaşmasıyla üretip bütün Türkiye’ye satmaya başladık. Bu o zaman için fevkalade büyük ve önemli bir ticari başarıydı.

 

1950’lere yönelik anılarım arasında ilk sıra elbette Dyo’ya aittir. İfade ettiğim gibi önce büyük bir işi başardık ve Sadolin’i ülkemizde lisanslı olarak ürettik. 1954 yılının Aralık ayında da Bornova’da Dyo’yu kurduk. Ardından başarılarla dolu yıllar gelmeye başladı. Çalışanlarımızla birlikte bugünlere geldik. 1958 yılında reçine üretim ve ihracatına başlanarak dış pazara ilk adım atıldı.



1960’lar

Dyo’nun 1960’lı yıllardaki gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

1960’larda sanayi boyalarından matbaa mürekkeplerine uzanan geniş bir ürün yelpazesinde Türk boya piyasasının lideri olduk. O yıllarda koşullar özellikle teknolojik bakımdan ve pazara ulaşma, lojistik bakımından bugünlere nazaran çok daha zordu. Karayolları ve demiryolları pek çok kente yeni yeni uzanıyordu. Malı yüklediğimiz zaman varış noktasına kadar yolda bir gecikme olmaması için dua ederdik.

 

Dyo, 60’larda sanayi boyalarından matbaa mürekkeplerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesi ile Türk boya piyasasının lideriydi.

 

Dyo, o yıllarda atılımcı ruhu, dinamik ve kurum bağlılığı yüksek çalışanları ve bu halkanın ayrılmaz bir parçası olan güçlü bayi ağıyla pek çok ticari başarıya imza attı.

 

O yıllarda ne gibi ilkler yaşandı?

Dyo, 24 Aralık 1965’te 11. yaşını kutladı. 11 yıl gibi kısa bir sürede 70 bin metre kare alanda, 30 binayı kapsayan dev bir tesis haline geldi.

 

1963 yılında Dyo Kültür Yayınları kuruldu. 1967 yılında ise Türk resim sanatı ve kültürel hayatına çok büyük katkılar yapan Dyo Resim Yarışması’nın ilki düzenlendi. İlk yarışmaya 91 sanatçı 271 eserle başvuruda bulunurken, bu sayı her yıl arttı.

 

Türkiye’de bir özel sektör firması tarafından düzenlenen ilk ve en uzun soluklu resim yarışması olarak hem Dyo hem de Türk resim sanatı açısından çok önemli bir yarışmadır. Türkiye’nin sanat geçmişinde önemli izler ve mihenk taşlarını bırakan Dyo Resim Yarışması, 1967 yılından bu yana sanata değer katmayı sürdürüyor. Dyo’nun, resim sanatının ülkemizde köklerini güçlü bir şekilde salması ve gelecek nesillere miras bırakılmasını amaçladığı bu önemli proje, 44 yıldır hafızalara birbirinden ünlü ressamları ve eserleri ile kazındı. Dyo Resim Yarışması özel sektörün resim sanatına verdiği en

büyük desteklerden biri olarak da anılıyor. Dyo Resim Yarışması’nda dereceye giren ve sergilenmeye değer görülen eserler, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen sergiler sayesinde resim ve sanat meraklıları ile buluşturuluyor.

 

10. yılında Dyo, 70 bin metre kare alanda, 30 binayı kapsayan dev bir tesis haline geldi. Geniş ürün yelpazesiyle, sektörünün lideri konumundaydı.

 

O yıllarda kurulan Dyo’nun bayilik sisteminden bahsedebilir misiniz?

Dyo’nun bayilik sistemi 1965 yılında kuruldu. Aynı tarihte bayiler toplantısının ilki yapıldı ve yine aynı tarihte Dyo İstanbul Bölge Müdürlüğü açıldı. 1967 yılında ise Dyo’nun Ankara Bölge Müdürlüğü hizmete girdi.



 



1970’ler

1971 yılında Dyo Ar-Ge laboratuvarları İzmir’de kuruldu. Boya sektöründe her zaman ilkleri hedefleyen Dyo, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin önemini görerek, 1971 yılında ilk Ar-Ge laboratuarını kurdu. Yapılan çalışmalarda, yeni teknolojilerin ve ürünlerin geliştirilmesi hedeflendi.

 

1970’li yıllara geldiğimizde ne gibi değişiklikler yaşadınız?

1970’lerde sanayicilerin çatı örgütü olan TÜSİAD’ın kurucuları arasında yer aldım. O toplantılarda konu boyadan açıldığı zaman ülkemizin önde gelen sanayicilerinin Dyo’dan övgüyle söz etmeleri beni hep gururlandırmıştır.

 

70’lerde DYO’dan aldığım pozitif güçle başka sektörlere de adım attım. Bunların içinde boyanın en çok kullanıldığı sektör olan medyada bulunuyor. Ege Ekspres Gazetesi’ni ve Devir Dergisi’ni çıkardım. Başka bir deyişle boya iş yaşantımda ağırlıklı bir yere sahip olmayı sürdürdü.

 

Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kuruluşundan bahsedebilir misiniz? Vakfın kuruluş öyküsü, amacı; misyon ve visyon açılımı nedir?

 

Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı, kamu hizmetlerine katkı ve fertle devlet bütünleşmesini pekiştirme amacıyla Şubat 1974’te İzmir’de Durmuş Yaşar tarafından kuruldu.

 

Vakıf üniversitelerinde, yüksek ve orta öğretim kurumlarında okuyan yetenekli, çalışkan, başarılı ancak maddi olanakları kısıtlı olan öğrencilere tamamen karşılıksız burs verdik. Bugüne kadar yaklaşık 5 bin öğrenciye burs vererek eğitimlerine katkıda bulunduk.

 

Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın diğer amacı da Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliğiyle eğitim yatırımları yapmaktır. 2 bin kişiye hizmet verebilen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Prof. Dr. İsmet Alkan Yemekhanesi; 180 çocuğun (0-12) eğitim gördüğü Ege Üniversitesi Anaokulu; Selçuk Yaşar Alaybey İlköğretim Okulu; Durmuş Yaşar İlköğretim Okulu; Selçuk Yaşar Boyacılık Endüstri Meslek Lisesi; Çeşme/Alaçatı Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı Lisesi; Diyarbakır/Kayapınar Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı İlköğretim Okulu ve Çeşme/Alaçatı Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı Lisesi Ek Binası bu amaca yönelik gerçekleştirilen yatırımlardır.

 

Vakıf bu çalışmaların yanı sıra sempozyumlar, kongreler düzenler, bilimsel çalışmalar yürütür ve çeşitli alanlarda bilimsel çalışmalar yayınlar.

 

İzmir Karşıyaka’da konut olarak kullandığımız tarihi eser statüsündeki köşkü restore ettirerek 1992 yılında Vakfın Eğitim Merkezi olarak hizmete açtık. O yıldan bu yana köşkte, Yaşar Topluluğu şirketlerine ve diğer kurum ve kuruluşlara çeşitli eğitimler verilmektedir.

 

Ayrıca Vakıf olarak, Nysa Arkeolojik kazısı ve restorasyon çalışmalarına 1998 yılından bu yana katkıda bulunuyoruz. Çeşme Yarımadası’nda, üzerinde bugün Ildır Köyü’nün yer aldığı Erythrai antik kentinde Yaşar Holding ve Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın katkıları ile merhum Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Başkanlığı’ndaki ekip 1977 yılında çalışmalarına başladı ve önemli kalıntılar gün ışığına çıkarıldı.

 

Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın diğer bir amacı da Atatürk’ün kişiliğinin, ilkelerinin ve tarihi rolünün topluma ve sonraki kuşaklara daha iyi tanıtılmasıdır. Bu amaçla daha önce kurulmuş olan bilim ve araştırma kurumlarının da işbirliği sağlanarak araştırmalar – derlemeler yapılmış sempozyumlar - seminerler düzenlendi. Bunların gerek Türkçe gerekse yabancı dillerde yayını ve tanıtılması sağlandı.


1980’ler

1980’lerde Dyo’nun gelişimi hangi noktalara varmıştı?

 

Dönemin koşullarının zorluğuna rağmen, Dyo büyümeye devam ediyordu. İç pazardaki rekabete, yabancı rakiplerle olan rekabet de eklenmişti. Rekabetin iç pazarla sınırlı kalmadığını, kalamayacağını öngören Dyo, attığı sağlam adımlarla pazardaki yerini güçlendirdi.

 

1980’lerde ülkemizde pek çok ihtiyaç maddesinin eksikliği yaşanıyordu. Karaborsa kavramı halkın günlük yaşamının adeta ayrılmaz bir parçası olmuştu. Döviz ve enerji konusunda büyük sıkıntılar vardı. Diğer taraftan dünya da hızla değişiyordu ve rekabet olgusu ülke içinden ülke dışına doğru kuvvetli bir seyir izliyordu. Bugünün moda deyişiyle küreselleşme ticari yaşamın odak noktasını teşkil etmeye başlıyordu. Bizler de gerek Dyo ile gerekse 1980’lerde bünyemize kattığımız yeni iştiraklerimizle o yönde çalışmalar yaptık.


1980 yılında bitmiş ürün ihracatı başladı. Ayrıca 1980’li yıllarda Sadomatik adı ile ilk renk yapma konsepti geliştirildi. 1982’de Akrilik sistem üretimi başladı. 1987 yılında ise oto tamir boyalarında Mixing Sistemi’ne geçildi.

 

1981 yılında Bayraklı Boya Fabrikası satın alındı. 1982 yılında ise Dewilux Boya Vernik Sentetik Reçine ve polyester fabrikaları satın alındı.

 

Ürün çeşitliliğinin sağlanması ve büyüme anlamında çok önemli bir adım olan bu satın alma ile birlikte, grubun boya sektöründe sahip olduğu deneyim ve bilgi birikimi Dewilux markasına güç kattı. Dyo’nun mobilya boyası alanındaki markası Dewilux, yıllar içinde daha da güçlenerek günümüze kadar geldi.

1981 yılında Yasaş Yaşar Boya ve Kimya Gebze fabrikasının temeli atıldı. 1984 yılında ise Yasaş Gebze Fabrikası açıldı. Yine 1981 yılında Bayraklı Boya ve Vernik Sanayii A.Ş., 1982 yılında Dewilux Boya Vernik Sentetik Reçine ve Polyester Fabrikaları A.Ş. satın alınmış ve 1994 yılında söz konusu iki şirket, Bayraklı Boya ve Vernik Sanayii A.Ş. ünvanı altında birleştirilmiştir.

 

80’li yıllara ait diğer gelişmelerden bazıları ise 1982 yılında Yadex/Almanya Şirketi, 1984 yılında ise Ortadoğu KVK Şirketi’nin kurulmasıdır.

 

Selçuk Yaşar Müzesinin kuruluşundan ve içeriğinden bahsedebilir misiniz?

 

Eski bir İzmir evinin restore edilerek yaşayan sanat kurumu haline getirildiği ve Türkiye’nin ilk özel müzesi olan Selçuk Yaşar Resim Müzesi, 1985 yılında açıldı. Müzede, Dyo Resim Yarışmalarında ödül alan tablolardan ve satın alınan diğer sanat eserlerinden oluşan koleksiyon sergileniyor. 1967 yılından bu yana hayata geçirilen Dyo Resim Yarışmaları, 1993 yılından bu yana, Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından organize ediliyor.


1990’lar

1990 yılı Dyo için diğer yıllardan farklı olarak nasıl değerlendirilebilir?

Rekabetin yoğun geçtiği yılların başlangıcı olarak değerlendirilebilir. 1990’lar da elbette pek çok sektörde olduğu gibi boyada da çok yoğun rekabet yaşanıyordu. Zira aradan geçen yıllarda yerli ve yabancı başka firmalarda sektöre dahil olmuştu.

Bu nedenle kısa adı BOSAD olan Boya Sanayicileri Derneği’nin kuruluşuna öncülük ettim. Gebze’de de bir fabrika kurduk ve gerek İzmir’deki gerekse oradaki tesislerimizin teknolojilerini yeniledik. İnsan kaynağımızı güçlendirdik, pazar hakimiyetimizi pekiştirdik. Bunlara paralel olarak bayi teşkilatımızı da güçlendirdik.

 

Dyo Boya Fabrikaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

 

Bayraklı Boya çatısı altında, 1997 yılında İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde boya üretim tesisi kuruldu. 1995 yılında temeli atılan Bayraklı Boya Fabrikası, 1997 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açıldı.

Boyanın çeşitli alt dallarında ve matbaa mürekkebi alanında üretim yapan Yaşar Boya Grubu, 1997 yılına gelindiğinde, 300 milyon dolarlık cirosu ile dünyanın 27’inci, Avrupa’nın ise 10’uncu en büyük boya grubu oldu.

 

Bu yıllara ait Dyo’nun ilkleri şöyle; 1990 yılında Modern Uygulamalı Eğitim Merkezi açıldı. Bayraklı Boya Pazarlama şirketi kuruldu. Yasaş, online bilgisayar sistemine geçti. 1991 yılında Dyo İnşaat Boyaları kısmı Yasaş’a geçti. 1992 yılında Yasaş ArGe Laboratuvarı ve Eğitim Merkezi açıldı. Dyo ve Sadolin A.Ş., oto tamir ve sanayi boyalarını pazarlamak üzere kendi pazarlama ve satış örgütünü kurdu. 1993 yılında Bornova Boya Sanayi A.Ş. kuruldu. 1994 yılında 5024 renk yapabilen Renk Pınarı sistemi geliştirildi. ISO9001 Kalite Güvence Merkezi açıldı. 1995 yılında yeni Bayraklı fabrikası için İzmir Atatürk Organize Sanayi Sitesi’nde arsa satın alındı ve 30 Eylül’de fabrikanın temeli atıldı

1994 yılında Bayraklı ve Dewilux şirketleri birleşti. Şirketin adı Bayraklı Boya ve Vernik Sanayi A.Ş. oldu. 1995 yılında Bayraklı Boya ve Dyo Matbaa Mürekkepleri ISO-9001 Kalite Güvence Belgesi’ni aldı. 1996 yılında Kemipex, Rus pazarına yönelik çalışmalar yapmak amacıyla, Moskova’da bir Yaşar Boya Grubu şirketi olarak kuruldu. 1997 yılında Dyo ve Sadolin A.Ş. ISO-9001 Kalite Güvence Belgesi’ni aldı. İzmir Atatürk Sanayi Sitesi’nde Bayraklı Boya’nın yeni fabrikası açıldı. 1998 yılında Dyo Renk Evleri kuruldu ve uygulamalı bayilik sistemi, renk evleriyle başladı. 1998 yılında Dyo VIP Club kuruldu. 1999 yılında Türk Yıldızları ekibinin gösterilerinde kullandığı kırmızı ve beyaz boyalar Türkiye’de ilk kez Dyo tarafından üretildi. Dyo’nun web sitesi hizmete açıldı. Dyoshop uygulaması başlatıldı.

 

Dyo’da ilk bilgisayar çalışmaları 1970 yılında başladı ve 1989 yılında Dyo Bilgi İşlem Sistemi tamamlandı. Dyo, bilişim teknolojilerinin önemini ve gelecekteki yerini görerek, 1999 yılında ilk internet sitesini kurdu. Dyo ve boya sektörü ile ilgili bilgilerin yer aldığı site, özel sektördeki ilk internet sitelerinden biri olarak da önemli bir yere sahip.

 

Dyo’nun Bugünü 2000’li Yıllar

Dyo’nun 2000’li yıllara girişi hakkında neler düşünüyorsunuz?

 

Dyo’nun bugünkü durumunu gayet iyi görüyorum. Yöneticilerimize, çalışanlarımıza, bayilerimize ve DYO’yu tercih eden tüm müşterilerimize teşekkürlerimi sunuyorum Gelecekten de son derece umutluyum.

 

2000’li yıllarda yaşanan gelişmeleri öğrenebilir miyiz?

 

2002 yılında, inşaat boyaları sektöründe hizmet veren Yasaş Yaşar Boya ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Bayraklı Boya ve Vernik Sanayii A.Ş. şirketi birleşerek Dyo Boya Fabrikaları Sanayi ve Ticaret A.Ş. ünvanını aldı.


2001 yılında Dyo’nun doğduğu yer olan İzmir Şeritçiler’de "Durmuş Yaşar Çarşısı” hizmete girdi. Çarşının içinde "Selçuk Yaşar Boya Müzesi” ve "Dyo Renkevi” 2003 yılında Bükreş’te Dyo Balkan SRL şirketi kuruldu.

 

Romanya merkezli kurulan satış ve üretim şirketinin hedefi, Oltenita şehrinde bulunan fabrikanın ürettiği Dyo markalı inşaat boyası ürünlerini Balkanlar içinde pazarlamaktı. İlk "Dünya Boya Üreticileri Zirvesi” Bahama’da yapıldı. Türkiye’den sadece Yaşar Boya Grubu davet edildi.de açıldı. 2002 yılında Yaşar Üniversitesi açıldı.

 

2004 yılında, Afrika kıtasında daha etkin olma hedefi ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarında etkin bir boya şirketi olan Sipes Grubu ile ortak MTP CO. (Mediterranian Trade For Paints) şirketi kuruldu. Dyo-Sipes markalı mobilya ve oto tamir boyaları ürünleri tüm Afrika kıtası içinde pazarlanıyor. Mısır’ın başkenti Kahire merkezli olan şirket, ana rakipleri olan yerel şirketler Kapci ve Mido ile birlikte ilk üç arasında bulunuyor. 25 kişinin çalıştığı şirket aralarında Libya, Sudan, Nijerya ve Nijer ülkelerinin de bulunduğu bölgelere Mısır’dan ihracat yapıyor.

 

2005 yılında Türkiye’de bir ilk olan ve ışıkla kendini temizleyen Nanoteknolojik ürünler tüketicinin beğenisine sunuldu. Akaretler Sıraevler, ışıkla kendini temizleyen dış cephe boyası Nanotex ile boyandı. 2005 yılında tarihi Ankara Palas Dyo ile boyandı.

2007 yılında iç cepheler için üretilen Nanomat ve Nanoipekmat, dışcepheler için üretilen Nanotex, yangın geciktirici özelliğe sahip Nanosön ve çizilmeyen vernik Nanolack ürünleri, Benelux ülkelerinden de talep gördü ve bu ürünler ilk kez bu tarihte Hollanda’ya ve Avrupa’ya ihraç edilmeye başlandı. Silikonlu iç cephe boyası dinamik pazara sunuldu.

 

2008 yılında Dyo, fotokatalitik boyalarda solgel yöntemiyle, Avrupa Patent Ofisi’nden (EPO) nano patent alma başarısını gösteren ilk ve tek Türk şirket oldu. Dyo’nun sosyal sorumluluk kapsamında önem verdiği bir proje olarak hayata geçirilen Dyo Akademi kuruldu. Boya ustalarının bilgi ve becerilerinin artırılması, yeni teknik ve teknolojilere hızla uyum sağlamalarını desteklemek ve uygulama bilgilerini geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütülüyor. Klimatherm Isı Yalıtım Sistemleri,

Nanoteknolojik özellikli deniz boyaları Dyo Nano Marine serisi pazara sunuldu.

 

2009 yılında Dyo, Turquality programına kabul edildi. Sektörün ilk Ar-Ge Merkezi Belgesi’ni almaya hak kazandı.

 

2010 yılında, Dyo’nun Romanya’da kurduğu Dyo Balkan SRL şirketi, Moldova Bölge Müdürlüğü ve Transilvanya Bölge Müdürlüğü’nü açtı. 41 kişinin çalıştığı şirket, Romanya geneline satış yapıyor. Romanya Boya Sanayicileri Derneği üyesi olan şirket, Romanya’daki boya pazarında söz sahibi ve pazardaki ilk 10 arasında yer alıyor. İnşaat boyaları alanında faaliyet gösteren şirket, 2012 yılında Romanya pazarında ilk beş arasında yer almayı hedefliyor.

 

2010 yılında Dyo-Sipes ortaklığı ile Mısır’da kurulan ve mobilya ile oto tamir boyaları üretimi yapan şirket, ihracat yaptığı ülkelere Fas, Güney Afrika, Tanzanya ve Kenya’yı da ekledi. Rusya Krasnador üretim tesisi faaliyete başladı. Ege’nin ilk 100 firması içerisinde Ar-Ge çalışmalarıyla 5. sırada yer aldı.

 

2010 yılında artık uluslararası hale gelen Dyo Resim Yarışması’nın 34’üncüsü gerçekleştirildi. Ünü, Türkiye sınırlarını aşarak dünyaya yayılan Dyo Resim Yarışması’na 2010’da aralarında Azerbaycan, Yunanistan, Hollanda, Fransa, İtalya ve İsviçre’nin de olduğu çok sayıda ülkeden 1004 sanatçı, 1609 eserle katıldı.

Yarışmada dördü pentür, ikisi özgün baskı dalında olmak üzere altı sanatçıya ödül verildi. Toplamda 70 eser sergilenmeye değer bulundu. Ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan eserler, Türkiye çapındaki sergiler sayesinde sanatseverlerle buluşturuluyor.

 

Dyo, Türk boya sektörünün ilk ve tek Ar-Ge Merkezi’ne sahip şirketi konumunda bulunuyor. Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, Dyo’nun Ar-Ge Merkezi belgesini 26 Şubat 2011 tarihinde İstanbul’da yapılan törende, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.

 

2011 yılı Mart ayında, bir süreliğine ara verilen saf terebentin üretimine ressamlardan gelen yoğun istek üzerine yeniden başlandı. Doğal kokusunun yanında kullanımdaki kolaylığı ile ressamların vazgeçemediği ve "ilham veriyor” dediği Dyo Saf Terebentin, artık yeniden raflarda. Resim sanatına gönül verenleri her koşulda destekleyen Dyo’nun bu ürünü, doğal çam reçinesinden elde ediliyor. Sentetik esaslı tüm boya, vernik ve astarların inceltilmesinde kullanılan, saf ve doğal bir inceltici olma özelliğiyle bu alanda benzersiz bir ürün. dür. Sektörde yine bir ilk olarak Dyolog bağlılık programı

hayata geçirildi.

 

Yeni ürünler, yeni üretim tesisleri ve faaliyetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

 

2000’li yıllar Dyo’nun hızla büyüdüğü yıllardır. Dyo, 2000’li yıllarda hedef büyüterek, Türkiye’nin yanı sıra yurtdışında Romanya, Mısır ve Rusya’da iştirakleri aracılığıyla üretim, pazarlama ve dağıtım faaliyetlerine başladı. Dyo’nun adının boya sektöründe her zaman yenilikçilikle anılmasını destekleyen inovatif ürünlerini, 2000’li yıllarda pazara sundu. Türkiye’nin ilk PTFE katkılı boyası iç cephede Teknoplast, dış cephede Teknotex ile yine bir ilk olan nanoteknolojili boyalarını tüketici ile buluşturdu. Yine hybrid teknolojisini boya sektöründe uygulayan ilk marka Dyo oldu.

 

Bir taraftan yeni ürünlere ve teknolojilere yatırım yapan Dyo, diğer taraftan büyüme hedeflerine uygun,

pazar potansiyelinin yüksek olduğuna inandığı ülkelerde daha etkin rol almak için faaliyetlere girişti. Romanya, Mısır ve Rusya’da, satış ve pazarlama organizasyonu kurmanın yanında üretime

de başlayan Dyo, 2000’li yıllarda ihracat yaptığı ülke sayısını da 40’a çıkardı. Dyo, 80’li yıllardan itibaren başta Ortadoğu olmak üzere Avrupa, Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Afrika’ya ihracat yapıyor. Dyo markası; Mısır, Suudi Arabistan, Rusya Federasyonu, İran, Romanya, Balkanlar, Suriye ve Irak’ta bilinen bir marka oldu.

 

Ülke çapında geniş bir bayi ağına sahip olan Dyo, 20 bin tüccara katkı sağlıyor. İnşaat boyaları alanında ise Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan dokuz Bölge Müdürlüğü ile pazara hizmet veren Dyo, yurt çapına yayılmış bayileri aracılığıyla 15 bin satış noktasına ulaşıyor. Dyo, 60 binden fazla renk seçeneğini müşterilerine sunuyor.

Boya sektöründe çok geniş bir yelpazede ürünleri bulunan Dyo; inşaat boyaları, deniz boyaları, sanayi boyaları, mobilya boyaları ve vernikleriyle, sentetik reçine ve polyester, oto tamir boyaları ve ısı yalıtım sistemleri alanlarında ürünler üretiyor.

 

Dyo, sadece Türk boya sektörünün değil, Türkiye’nin ilk markalarından biri. İstikrarlı bir büyüme ile 2000’li yıllara gelen Dyo, güçlü marka kimliğini günümüze taşıyor. Yaşar Grubu’nun sanayileşme hamlesinin ilk adımı olan Dyo, grup sinerjisi ile gücüne güç katıyor. Türkiye’nin dünya markaları yaratması hedefi ile hayata geçirilen Turquality kapsamındaki Dyo, uluslar arası şirket yapısı ve vizyonu ile dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

 

Eğitim faaliyetlerine büyük önem veren Dyo, boyanın kaliteli olması kadar, doğru tekniklerle uygulanması gerektiğinden hareketle Dyo Akademi adını taşıyan eğitim merkezini kurdu. Dyo Akademi, öncelikle profesyonel boyacı ustalarının Avrupa Birliği uyum yasası çerçevesinde mesleki denklik ve yeterliliklerini sağlayacak eğitim görmeleri, yeni teknik ve teknolojilerden haberdar olmaları ve kişisel yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlıyor.

 

Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile gerçekleştirilen ve farklı modüllerden oluşan (iç-dış cephe, ahşap-metal, deniz boyaları uygulama ve teknolojileri ile ısı yalıtım sistemleri uygulamaları ve teknolojileri) eğitim programını başarıyla tamamlayan profesyonel boyacı ustaları, hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Dyo Akademi onaylı sertifika almaya hak kazanıyorlar.



Dyo’nun, profesyonel boyacı ustalarına sunduğu bir başka hizmet ise onların Dyo kullanımlarını ödüllendirecek bağlılık programı. Ürün kapakları altındaki şifrelerin, mobil cep telefonu ve 3396 mesaj hattı ile gönderimini içeren bu hizmet sayesinde ustalar puan biriktirerek, çeşitli hediye ve nakit ödüller kazanabiliyor. Her zaman her yerden uygulanabilir olması dolayısıyla büyük kolaylık sağlayan Dyolog programı, kapsamı ve uygulaması ile Türkiye’de yine bir ilk.

 

Dyo, çevre, kalite ve insana verdiği önemi bu alanda yürüttüğü çalışmalarla kanıtlıyor. Dyo, 2010 yılı sonunda üç kalite belgesini birden almaya hak kazandı. 2010 yılına kadar kalite anlamında gerçekleştirilen çalışmalar, atılan adımlar entegre bir yapı kazandı. Müşteri memnuniyetinin sağlanması, çevrenin korunması ve çalışanların güvenliğini içeren tüm uygulamalarını daha yüksek bir noktaya taşımak amacıyla harekete geçen Dyo, TS ISO 10002:2006 (Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi Standardı) belgesini ilk alan boya markası oldu. Ayrıca TS EN ISO 14001:2004 (Çevre Yönetim Sistemi Standardı) ve TS 18001:2008 (İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Standardı) belgeleri ile sektörde bu üç belgeye aynı anda sahip olan tek şirket olmayı başardı. Böylece zaten var olan TS EN ISO 9001:2008 (Kalite Yönetim Sistemi) ve 2008 yılından beri uygulanan ISO/TS 16949:2009 (Otomotiv Yönetim Sistemi) kalite belgelerine yenileri eklendi. 2010 yılında, boya pazarı ortalamasının iki katı büyüyen Dyo’nun satışları yüzde 42 artışla 301 milyon TL’ye ulaştı. Bu dönemde 2009 yılına kıyasla faaliyet kârını da yüzde 89 oranında yükselten Dyo, 14.5 milyon TL faaliyet karına ulaşırken, aynı dönemdeki net kârı 1 milyon TL olarak gerçekleşti. Dyo, pazar payı olarak Türk boya sektöründe ilk üç marka arasında yer alıyor. Dyo, 2010 yılı itibariyle 110 bin tonun üzerinde üretim gerçekleştiriyor. Türkiye’de İzmir Çiğli ve Gebze’de fabrikalarında üretim yapan Dyo’nun, Çiğli

fabrikası yıllık 94 bin ton, Gebze fabrikası ile yıllık 130 bin ton üretim kapasitesine sahip.

 

Dyo Boya Fabrikaları’nın Ar-Ge faaliyetleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

 

1971 yılında Dyo Ar-Ge laboratuvarlarının kuruluşu gerçekleşti. Geleceğe dair büyük bir ön görünün işareti olan laboratuvar, Yaşar Holding’in ve Dyo’nun geniş vizyonunun önemli bir kanıtıdır. Dyo’nun başarısında kilit noktalardan biri olan Ar-Ge yatırımları, yıllardır istikrarlı bir biçimde sürdürülüyor. Dyo, Gebze ve İzmir Çiğli üretim tesislerindeki Ar-Ge kadrolarının yürüttüğü çalışmaların ve Ar-Ge’ye yaptığı yatırımlarının karşılığını, pazara sunduğu inovatif ürünlerle alıyor.

 

Yeni ürünlerin ve hizmetlerin sunulmasına olanak tanıyan Ar-Ge firmaların rekabette öne geçmesini sağladığı kadar, gelecek yıllardaki yatırımlarına da yön veriyor. Boya sektörüne pek çok yeniliği kazandıran Dyo’nun, İzmir Çiğli’deki tesislerinde faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezi, sektörde ilk ve tek olma özelliğine sahip. En son teknoloji ile donatılan merkezde, kalabalık bir uzman ekip görev yapıyor.

 

Yaşar Üniversitesi ne zaman nerede kim tarafından açıldı?

 

Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı, 1999 yılında Yaşar Üniversitesi adıyla bir üniversite kurma kararı aldı. Endüstriye olan katkısı ve öncülüğü ile bilinen Yaşar Topluluğu, yine öncü niteliği taşımayı amaçlayan bir üniversite yaratmak için yola çıktı. Yaşar Üniversitesi, 29 Mart 2001 tarihinde TBMM’ce onaylanan 4633 sayılı kanun ile yasalaştı ve 2002-2003 akademik yılında, kent içindeki Alsancak Kampusü’nde eğitime başladı.

 

Eğitime verdiğiniz önem ve gerçekleşen faaliyetler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Onursal Başkan olarak gelişmeleri elbette takip ediyorum. Görüşlerimi zaman zaman yöneticilerimizle paylaşıyorum. Bayi toplantılarımıza da iştirak ediyorum. Orada hem eski dostlarımızla hasret gideriyorum hem de deneyimlerimi personelimize aktarıyorum.

 

Dyo’nun bugünkü durumunu gayet iyi görüyorum. Gelecekten de son derece umutluyum.

 

Selçuk Yaşar, İzmir’de yaşıyor.

Dyo’nun şu an gündemde olan projeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Boya sektörüne pek çok yeniliği getiren Dyo, yine Türkiye’de bir ilk olan hybrid teknolojisini pazara sunmak için çalışmalarına devam ediyor. 2010 yılında boya sektörünün genelinden hızlı bir büyüme kaydeden ve sektörünün iki katı bir büyüme yakalayan Dyo, Pazar payını artırmaya odaklandı. Faaliyet gösterdiği ülkelerde pazar payının yanı sıra marka bilinirliğinin de artırılması amacıyla çalışmalar sürüyor.

 

Dyo’nun hedeflediği yeni projeler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Dyo, müşterilerinin beklentilerini iyi analiz ederek, bu beklentileri karşılayacak yeni ürünler ve hizmetler sunmak için çalışmalarına devam ediyor. Teknolojiyi yakından izleyen ve sektöründeki öncü rolünü devam ettirmek için Ar-Ge’ye yatırım yapan Dyo’nun, inovatif ürünler geliştirmesine olanak tanıyan Ar-Ge yatırımları gelecekte de devam edecek. Türkiye’nin yanı sıra Rusya, Mısır ve Romanya’da da iştirakleri aracılığıyla üretim, satış ve dağıtım faaliyetleri yürüten Dyo’nun, uzun vadede bir dünya markası haline gelmesi hedefleniyor. Dyo; ürün çeşitliliği, kalitesi, insan kaynağı, organizasyon yapısı, marka gücü ve grup sinerjisi ile bu hedefe ulaşmak konusunda emin adımlarla ilerliyor.

 

Boya Sektörünün Duayenlerinden biri olarak genç girişimciler için önerilerinizi öğrenebilir miyiz?

Genç girişimcilere, öğrencilere ve Dyo çalışanlarına önerim şudur. Yaşamları boyunca zorlukların daima var olacağını ama karşılaştıkları sorunlara ait çözümlerin de mutlaka bulunacağını hatırlarından çıkarmasınlar. Hayatta başarıya giden yol aşılan güçlüklerle doğru orantılıdır.

 

Ekip çalışmasına önem versinler, ülkelerini her zaman çok sevsinler, dünyadaki yenilikleri yakından takip etsinler ve başarılı kişilerin mutlaka önlerini açsınlar. Son olarak sağlıklarına ve aile yaşantılarına da her zaman özen göstersinler. Saygılarımla.