Regülasyonlardaki Son Değişiklikler ve Koruyucu Seçimindeki Etkileri

Regülasyonlardaki Son Değişiklikler ve Koruyucu Seçimindeki Etkileri


Gül Öztoprak / Kimya Mühendisi - Thor Specialties Srl Türkiye İstanbul Şubesi Müdürü - Thor Specialties Srl Türkiye

 

Son yıllarda özellikle kimya sektöründe regülasyonlar çok hızlı değişiyor, bu değişikliklere ayak uydurmak için üreticiler konuyla ilgili departmanlar kurup, uzmanlar istihdam etmeye başladılar. Regülasyonlardan en çok etkilenen hammaddelerden biri de, herkesin bildiği gibi "koruyucular”, ya da diğer adı ile "biyositler”. Mikrobiyel bozulmayı ve ekonomik kayıpları engellemek için kullanılan koruyucuların amaç itibari ile yaşayan mikroorganizmaları öldürmeleri gerekiyor, regülasyonlar da bu çok önemli ve kritik görevin insan ve çevre sağlığı açısından en az zararla yerine getirilmesini hedefliyor.

 

Avrupa Birliği’nde CLP Yönetmeliği olarak bilinen EC 1272/2008 GHS yönetmeliği 2. güncellemesi son dönemde gündemde olan regülasyonlardan biri. Bu yönetmeliğin sınıflandırma ve etiketleme ile ilgili getirdiği önemli değişikliklerden biri de hassasiyet potansiyeli olan kimyasalları içeren ürünlerin etiketlenmesi. AB’de karışımlar için 1 Haziran 2015 itibari ile zorunlu olan bu yönetmeliğe paralel olarak Türkiye’de konu ile ilgili yetkili makam olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 11.12.2013 tarihli 28848 sayılı Resmi Gazetede "Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkındaki Yönetmelik” yayımlandı. Karışımlar için Türkiye’de etiketleme zorunluluğunun yürürlüğe girme tarihi ise 1 yıl sonra, yani 1 Haziran 2016.

 

İlgili düzenleme, düşük oranlarda olsa bile, bir kimyasal maddeye hâlihazırda hassasiyeti olan insanların korunmasını amaçlamaktadır. Bu sayede örneğin X kimyasalına bir sebepten hassasiyet veya alerji geliştirmiş kişiler, ürünlerin etiketinde içeriği görüp, o kimyasalı içeren ürünü tercih etme ya da etmeme opsiyonuna sahip olacaklar. Özellikle cilt hassasiyeti ve alerji sorunları olan kişileri memnun edecek bir gelişme diyebiliriz.

 

Koruyucular Nasıl Etkilenecek?

Birçok önemli ve yaygın kullanılan kutu içi ve kuru film biyosidal aktifinin, bu değişiklik ile hassaslaştırıcı madde olarak etiketleme limitinin düşecek olması, yakın gelecekte bazı sektörlerde koruyucuların değişmesi anlamına gelebilir.

 

Yönetmeliğin öngördüğü etiket üzerinde yazılması istenen "(….. hassaslaştırıcı maddenin ismi) içerir. Alerjik reaksiyona yol açabilir.” ifadesi aslında Avrupa’da 31 Mayıs 1999 tarihinden beri geçerliydi. Ancak limitler yüksek olduğu için pratikte çok fazla karşımıza çıkmıyordu. CLP yönetmeliğinin alt başlıklarının biri olan EUH 208 düzenlemesi ile limitler bazı aktiflerde aşağıda görüldüğü gibi 1/10 oranında düşürüldü.






EUH-208 Etiketi Gerektirmeyen Çözüm Mümkün mü?

İlgili tablolar incelendiğinde ilk dikkati çekecek nokta, özellikle kutu içi korumada en yaygın olarak kullanılan CIT/MIT aktifindeki yalnızca 1,5 ppm olan limit; pratikte koruyucu olarak CIT/MIT’nin kullanıldığı tüm ürünlerde etikette belirtilmesi anlamına geliyor. Diğer taraftan bu limit üretimde kullanılan kutu içi koruyucu seçimi kadar, hammaddeleri de ilgilendiriyor, çünkü kullanılan hammaddelerden ürüne 1,5 ppm civarında CIT/MIT gelmesi oldukça muhtemel. Bu durumda, etiketlemeleri tam olarak belirleyebilmek için üreticilerin hammaddelerin içindeki koruyucular hakkında da bilgi sahibi olması gerekiyor. Ancak bunun zor ve maliyetli olması durumunda alternatif bir çözüm olarak spesifik CIT-parçalayıcı aktifler kullanarak hammaddelerden gelen CIT’i elimine etmek mümkün ve birçok sektörde tercih edilebilecek bir çözüm olarak düşünülüyor.

 

BIT için verilen 50 ppm’lik limit de, özellikle BIT’nin tek başına kullanıldığı noktalarda, kısıtlayıcı olabilir. EUH 208 etiketlemesi istenmeyen durumlarda BIT’nin MIT veya başka bir aktif ile kombine kullanılması gerekecektir.

 

EDDM, TMAD gibi formaldehit donörleri, IPBC, Terbütrin, Glutaraldehit, PHMB, DBNPA gibi aktifler nispeten yüksek limitleri ile normal kullanım oranlarında bu yönetmelikten pek de etkilenmeyen aktiflerdir. BAC, DDAC, Bronopol, NaP, ZnP, Gümüş, Diuron, DMDMH gibi aktifler için ise hassaslaştırıcı alt limit belirlenmediğinden kullanımı konusundan EUH 208 etiketlemesi açısından bir kısıtlama yoktur.

 

Öncelikle EUH 208 ifadesi bir yasaklama değil, ürün içinde düşük bir limitin üzerindeki hassaslaştırıcı kimyasalların etikette belirtilmesi olarak düşünülmelidir. Üreticiler etiketlerinde belirttikleri sürece bu aktifleri ilgili üst limitler dâhilinde kullanabilirler.

 

Ancak etiketinde "alerjik reaksiyona yol açabilir” ifadesi kullanılması istenmeyen ürünler için mevcut koruyucularda değişiklik yapmak gerekecektir. Aşağıda bu ifadeden kaçınmak için önerilen kutu içi koruma çözümlerini bulabilirsiniz:

 

• MIT + BIT: MIT ve BIT sinerjik etkinliği sayesinde birçok su bazlı üründe 2000’li yıllardan beri başarı ile kullanılan kombinasyon, EUH 208-free ürünler için de CIT/MIT’nin yerine ilk seçenek olarak düşünülebilir. pH ve sıcaklık açısından çok daha stabil olan MIT/BIT, uzun vadeli korumada oldukça etkilidir.

• MIT + BIT + TMAD: MIT/BIT’nin yanında hızlı ve etkili bir bakterisid desteği istenen uygulamalarda formaldehit donörleri düşünülebilir. TMAD düşük serbest formaldehit oranı, kokusuz olması ve etkinliği ile en avantajlı formaldehit donörlerinden biridir.

 

• MIT + BIT + Bronopol: Formaldehit donörlerinin tercih edilmediği uygulamalarda MIT/BIT ile birlikte etkin bakterisid özelliği nedeni ile Bronopol kullanılabilir.

 

• MIT + BIT + Çinko Piritiyon (ZnP): Formaldehit konusunda 0 toleranslı sistemlerde veya Bronopol nedeni ile uyum sorunu yaşanan uygulamalarda ZnP de MIT/ BIT ile birlikte etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

 

Kuru film uygulamalarında sıklıkla kullanılan OIT ve DCOIT aktiflerinin limitleri de oldukça düşük, bu aktiflerin enkapsüle versiyonlarını kullanmak serbest aktif miktarını düşüreceği için etiketleme limitlerinden kaçınmayı sağlayacaktır. Enkapsülasyon teknolojisinin diğer avantajları arasında suda çözünürlüğü dolayısı ile "yıkanma” (leaching) olasılığını azaltması, renk, pH, UV dayanımlarını arttırması ve daha uzun süre filmde kalarak daha etkili koruma sağlaması sayılabilir.

 

IPBC boya sektöründe normal kullanım miktarında etkilenmeyecek bir aktif, ancak ahşap koruma ürünleri ve emprenyelerde kullanılan miktarları tekrar gözden geçirmek gerekebilir. Terbütrin ve Diüron gibi yosun önleyici aktifler de normal kullanım oranlarında EUH 208 etiketlemesi gerektirmeyecek. Dolayısı ile film koruma açısından etiketleme almadan çözüm bulmak kutu içi korumaya göre biraz daha kolay denebilir.

 

Tabii ki bu değişiklikler üreticiler için birçok üründe yeni laboratuvar denemeleri, stabilite ve etkinlik testleri ve ekstra maliyet anlamına geliyor. Türkiye’de Haziran 2016’ya kadar zamanımız var, ancak sürecin uzunluğu göz önüne alınırsa bir an önce başlamakta fayda var diyebiliriz.

MIT ve BIT’in Sinerjik Etkinliği