Yılmaz Kayalar - Kayalar Kimya

Yılmaz Kayalar - Kayalar Kimya


Yılmaz Kayalar’ın İş Öncesi Dönemi

Tokat Erbaa’da geçimini ticaret yaparak sağlayan Kayalar ailesinin çocuğu olarak 1941’de dünyaya geldim. Biz yedi kardeşiz. Babam tüccardı, annem ise ev hanımı. Tokat Erbaa’da halı mağazamız ve babamın otobüsleri vardı. Mutlu ve huzurlu bir çocukluk dönemi geçirdim. Daha ortaokuldayken babama iş hayatında yardım ederek onunla yola çıktım. Sabahları 6-7 gibi kalkarak, halı mağazasını yıkayıp temizler sonra okula giderdim. İlkokul ve ortaokul eğitimimi Tokat Erbaa’da aldım. Endüstri Meslek Lisesinde okuyabilmek için İstanbul’a geldim. Amasya Lisesindeki eğitimimi tamamladıktan sonra 2 senelik yüksek okul okuldum. Yüksek öğrenimimi tamamladıktan sonra 1964’te askere gittim. 1966 yılında askerlik dönüşü iş hayatım başladı.


Yılmaz Kayalar’ın İş Hayatına Atılma Dönemi

Askerdeyken babamı kaybetmek beni çok etkiledi. Atlattık tabii zamanla. Erbaa geri döndüm. Ama eğitim döneminde İstanbul’u görmüşüm, Erbaa’da kalmak da istemiyordum. Gelişmenin nerede olduğunu fark etmişiz tabii. Ben dedim ki İstanbul’a gideceğim. Rahmetli babamın bazı lafları vardı. Bunlar bize hayata tutunmamıza, bir şeyleri nasıl yapmamız gerektiğine ışık oldu. Mesela derdi ki ‘Para ateştir oğlum herkes tutamaz’,’Özün, sözün doğru olacak.’ Bunlar kulağıma küpe oldu hep. 7 kardeştik biz. 1967 yılında ben kardeşlerimle görüşüp ayrı çalışmak istediğimi söyledim ve İstanbul’a geldim. Halkalı’da bir işe başladım ve İtalyan teknik adamlarla çalışarak bir fabrikanın kurulumunda yer aldım.


Kayalar Kimya’nın Kuruluşu

1969’a kadar İstanbul’da birçok işte çalıştım. 1969’da Ankara’ya gittim ve eşimle tanışıp evlendim. Ankara’da bir deterjan fabrikasından iş teklifi aldım. İki misli maaş teklif eden deterjan fabrikasında çalışmaya başladım. 3 sene Fabrika Müdürü olarak çalıştım. Fabrikada 3 Mühendis arkadaşım vardı. Bir yandan para biriktiriyor, bir yandan da iyi işler yapıyorduk. 1975 yılı sonunda oradan istifa ettim. Kayseri’de o sıralar alüminyum fabrikası kuruluyordu, oraya gidip dışarıdan yardım ettim. O dönemin koşullarına göre iyi de para kazanıyordum. Neredeyse 2 ayda bir otomobil alabilecek kazancım vardı. Para biriktirmeye devam ettim. Bir yandan da deterjan işine başladım. Karabük Demir Çelik’in sıvı deterjan ihalesine girdim ve aldım. Sonra mühendis arkadaşlarla bir tiner fabrikasıaldık. Fabrika dediğime bakmayın bir kazan vardı. Başka da bir şey yoktu. 1976’da 5 arkadaş ortak olup Ankara Siteler’de 100 metrekarelik alanda işe başladık. Bu beraberlik 7 ay falan sürdü, daha sonra İstanbul’dan bu işi beraber yapalım diye bir iş teklifi aldım. ‘Yılmaz bu işi en iyi yapacak adam’ arkadaşları da ‘Gelsin beraber yapalım’ demişler. Beni aradılar ve nihayetinde çağırdılar. Sermaye koyan diğer arkadaşlarla birlikte ortak iş kurduk.



Büyümenin kaynağının İstanbul olduğunu biliyordum. İsabetli de bir karar oldu. Maltepe’de aşağı-yukarı 100 metrekare bir bodrum yer kiraladık. Mahalle arasıydı şikayetlerde oluyordu. Fıçılarla tiner boşaltıyorduk, kefeli terazilerde tartıyorduk. Günde iki kamyon tiner hazırlıyorduk. Sabah arabaya yükleyeceğim zaman kalaslar buluyorduk, arabaya koyuyorduk. Ellerimizle arabanın üstüne çıkıp yükleyip yolluyorduk.1978’de 230 metrekarelik bir tesis kurduk. Şehir dışında bir yerdi. Sonra burada imalata başladık. İnsanları da iyi tanıdığım için diyaloglarım da iyiyiydi. O yıllarda dışarıdan bir şey alıp satmak kolay değildi. Arkadaşlarımızın da yardımıyla o yıllarda iyi paralar kazandık. Fiyat artışlarından da istifade ettik. 1978’de ortağım Hüseyin Bey bana hisselerini verdi. Böylece yüzde 50 hissem oldu. 79’a kadar parasal olarak iyi durumdaydık. Levent’te de bir yer kurduk ve vernik imalatına başladık.

Kayalar Kimya’nın Gelişimi (1980-1990)

1979 sonunda ortaklarla ayrıldım ve İstanbul’a tekrar geri geldim. 1980’de Kartal’da 2 bin 200 metrekare alan üzerinde 600 metrekarelik bir bina buldum. Kirası da uygundu. Bir müddet sonra ağabeyimin oğlu Zafer Kayalar’ı işe aldım. İşe iyice vakıf oldu daha sonra kendisine şirketten hisse verdim. Doğru bir karar oldu ve işlerimiz çok daha iyi gitti. 1 sene sonra hemen fabrikanın arkasından 5 bin 300 metrekare civarında yaklaşık 13,5 milyona bir arsa satın aldık.


Türkiye ekonomisi 80’li yıllara, 24 Ocak 1980 kararları ile girdi. Bu kararlar doğrultusunda devalüasyon yapıldı. Devletin ekonomideki payını küçültmeye yönelik önlemler alındı ve tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırıldı. Bazı alanlar haricinde sübvansiyonlar kaldırıldı, dış ticaret serbestleştirildi ve yabancı sermaye yatırımları teşvik edildi. "Böylece ithalat serbest bırakıldı, Türkiye’nin cari açığı da artmaya başladı. Bazı ülkelere olan borçlarımızın ertelenmesi ilerleyen yıllarda dış borçların artmasına sebep oldu. 1980’lerde boya ve vernik sektörü ise 1950’li yıllarda başlayan sanayileşme hareketi ile gelişmesini sürdürdü. Buna karşın ülkemizde 80’lerde pek çok ihtiyaç maddesinin eksikliği boya ve vernik sektöründe de yaşanıyordu. Diğer taraftan dünya hızla değişiyordu ve rekabet olgusu boya sektöründe de kendini göstermeye başlamıştı. Bence, rekabet sektörün gelişmesinde büyük katkı sağladı.

Rekabetin artması ile gelişen Pazar firmamızın da gelişimine katkı sağladı. 80’li yıllarda büyüyen fabrikamız, artan üretim kapasitemiz ve Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlar ile o dönemde, hızla üretim tonajımızı arttırıyorduk.İran’a da ihracat yapmaya başlamıştık. 1985’ten sonra ise mobilyanın değişik ürünlerini ve cilayı üretmeye başladık.

 

Kayalar Kimya’nın Gelişimi (1990-2000)

Genel sanayi alanında hizmet veren boya ve vernik sektörü 1988 yılından itibaren Türkiye’deki inşaat sektöründeki canlılığa ve gelir düzeyine bağlı olarak her yıl yaklaşık yüzde 10 üzerinde bir artış gösterdi. Sektör, 1999 yılından sonra kapasite açısından zirveye ulaşılmış olması, gerekse takip eden ekonomik krizler nedeniyle üretim kapasitesinde bu yıllarda önemli bir değişim göstermedi. Kayalar Kimya olarak 90’lı yıllar bizler için değişim, dönüşüm ve büyüme yılları oldu. Yurt dışında üniversite eğitimini tamamlayarak Türkiye’ye dönüş yapan büyük oğlum Ersin Kayalar, 1992 yılında pek çok yurt dışı firması ile görüşmeler yaptı. Ersin’in vizyonu, bakış açısı ve işe bağlılığı Kayalar Kimya’nın bu yıllarda büyük atak yapmasını sağladı. Ekonomik gelişmelere karşın 90’lı yıllarda boya ve vernik sektörü çok da gelişmiş değildi. Birkaç firma vardı. Yurtdışındaki firmaların seviyesine ulaşmak için ne yapılır diye gözlemleyen oğlum Ersin, sürekli yurtdışında birçok rakibimizi gezmeye başladı. Oradan öğrendikleri ile Türkiye’yi gelecekte neyin beklediğini tahmin ederek değişiklikler yapmaya başladık. Önce satış ekibini değiştirdik, sonra Ar-Ge yapısı, üretim yapısını, ürün çeşitliliğini değiştirmeye başladık. Bu ürün çeşitliliğiyle birlikte büyürken 1996 yılında hammadde şirketini kurduk. Bu hammadde şirketimiz o günlerde sadece boya üretimine hitap ederken, bugün yaklaşık 12 ayrı sektöre hammadde sağlayan büyük bir işletme haline geldi. Kayalar Hammadde ile boya, metal, cam, plastik, su kimyasalları sektörü gibi birçok sektöre hammadde sağlıyoruz. Bugün tonajlarımız yaklaşık 100 bin tonu geçti.

 

Satışlarımızın da 45 bin tonu neredeyse hammaddeden geliyor. Ciro olarak baktığınızda ise yüzde 35’i hammaddeden, gerisi boyadan gelir. Kayalar Kimya olarak asıl işimiz boya. 90’lı yıllarda Ersin ihracat yapma şansını yakalamak için çok geziyordu. O zaman da tek İngilizce konuşan Ersin’di fabrikada. İhracat potansiyeline baktığımız zaman çok sıkıntı çekiyorduk. Çünkü, Türk malları çok kalitesiz mal olarak görülüyordu. Bizim de mantalitemiz hep daha iyisini üretmek, hep daha iyisini sunmak idi. Fakat ne ambalajımız, ne o zaman ki ünümüz bunu sağlamıyordu. Baktık ki, tekstil o zaman popüler.

1997 Canicas Tekstilin Kuruluşu

1997 yılına geldiğimizde yönetimi 26 yaşındaki oğlum Ersin Kayalar’a bıraktım. Bunu yaparken bir an bile şüphe etmedim. Ersin’e inanıyordum, o çok çalışkan ve vizyonu çok açık bir çocuk. Bir gün tüm müdürlerimizi çağırdım ve dedim ki; "Bundan sonra müdürünüz Ersin Bey”, Birkaç müdürümüz "Ersin Bey çok genç, nasıl olur?” dedi. Bende "Ben bu güne kadar kararlarımda hiç hata yapmadım. Arkasında sonuna kadar ben varım, bundan sonra şirketi Ersin bey yönetecek” dedim.

 

Ersin’in ilk girişimi 1997 yılında 40 kişiyle bir tekstil fabrikası kurmak oldu. Bu fabrika tamamen ihracat için çalıştı. Memleketimiz Tokat Erbaa’da çocuk konfeksiyonu yapıyorduk. Fabrikayı kurduk ve ilerlettik. 300 kişilik bir istihdamımız vardı. Tekstilin sürekli geri gitmesi, pek çok firmanın yaşadığı sıkıntıları duymamız bizi endişelendirdi ve 2007 yılında Canicas Tekstil fabrikamızı Danimarkalılara sattık. 1997’de ilk tekstil fabrikasını Tokat’a biz kurmuştuk ve bölgenin en modern tesisiydi. Satışını gerçekleştirdiğimiz zamanda bölgede 17 tane fabrika kurulmuştu. Zaten misyonumuz oydu, çok modern bir tesis kurup, etraftaki insanlara bir fabrikanın, modern ihracata çalışacak fabrikanın ne olması gerektiğini göstermek istedik.Ve bunu da başardık. O bölgenin hem işletme anlamında hem görsel anlamda en modern fabrikasıydı. Bununla da gurur duyuyoruz. Satarken de gönül rahatlığıyla sattık. O bölgeye ciddi bir istihdam sağladık. İhracatta çalışan bir firma olduğu için, tekstil fabrikamızda 5-6 bin kişi eğitilmiştir

 

Tekstil fabrikamızın yer aldığı bölge Anadolu’da yer alan bir bölge. Tarımla uğraşan bir bölge, tarımla uğraşan bir bölgeye işletme mantığını aktarmak çok zordur. Bir de Anadolu’da evlenme problemi var. Biliyorsunuz eskiden kız 18’i doldurduğunda evlendirilirdi. Bu da ayrı bir handikaptı. 6 ayda bir, ya tarlaya kızını alır götürür ya da nişanlar, evlendirirlerdi. Ama bunları 5 sene sonra aşar hale geldik. Bunlar önemli çalışmalardı. Tekstili bir o bölgede bir yerlere getirdiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Onun için de gurur duyuyoruz. Ersin’e bu başarıya imza attığı için çok teşekkür ediyorum. Tekstili satmadan önce Kayalar Kimya olarak bir yandan da boya işini büyütmeye çalışıyorduk. İhracatımız hızla gelişiyordu ve iç pazarda çok hızlı büyüyorduk. Biz küçük firmalar arasındaydık, bizim önümüzde çok ciddi büyükler vardı. Başarılı olmak için çok çalışmamız gerekiyordu.

 

 


Kayalar Kimya’nın Gelişimi (2000-2010)

2000’li yıllara geldiğimizde fabrikamız artık bize yetmemeye başlamıştı. Çünkü, iç pazarda çok ciddi atılımlar yaptık. 2001’de yaşanan ve tüm sektörleri olduğu gibi bizim sektörümüzü de derinden etkileyen ekonomik krize karşın, 2002 yılında İtalya’dan know-how aldık. Gördük ki bizim iç piyasadaki tecrübemiz dış piyasaya yetmeyecek. Bunun için de daha hızlı gelişim sağlayabilmek için ihracat adımlarımızı atmaya başladık. Bu sırada küçük oğlum Tolga da Amerika eğitiminden döndü ve bize katıldı. O geldikten sonra ihracattaki ivmemiz çok hızlandı. İhracatta başarılı olabilmek için yurtdışı ihtiyaçlar nedir? Hangi ürünleri üretmemiz gerekir? Ne şekilde satış yapmamız gerekir? Nasıl kadrolaşmamız gerekir? İtalyanlar sadece ürün aldığımızı düşünüyorlardı ama biz onlardan ticari fikirlerde öğrenmek için elimizden geleni yaptık. Oğlum Ersin’in sürekli yurtdışı fabrikalarını gezmesi ve bize bu sayede kattığı yeniliklerle fabrikamız, şu an Avrupa’nın en modern fabrikalarından biri konumuna ulaştı. İstanbul’daki fabrikanın oluşmasının en büyük özü, yurt dışında edinilen tecrübelerdir. Bu know-how ile birlikte ihracatta çok hızlı bir atılım yaptık.

 

İtalyan firma ile birlikte ciddi bir ivme sağladık ve her sene yüzde 30’larda büyümeyle devam ediyorduk mobilya boya ve vernik grubunda. 15 Aralık 2003’te bugün Tuzla’daki fabrikamızın temellerini attık. Oğlum Ersin ve ben gece gündüz buradaydık. İtalyan proje firmalarına firmaya giderek ‘Biz böyle bir tesis kuruyoruz’ diyince onlarda, "En az 4 seneye bitirirsiniz” dediler. Tuzla’daki fabrikamızın mühendislik çizimlerini İtalyanlar yaptı. Satın aldığımız tüm hammaddeler, tanklar hariç her şey Türkiye’de yapıldı. Biz fabrikayı 2,5 yıl gibi çok kısa bir zamanda bitirdik. Onların öngörüsünün 3’te 1 fiyatına bitirdik. Bu da bizim için gurur vericiydi. Bu tesisi yaparken de ihracatımızı Tolga Bey’le daha da geliştiriyorduk.

 

Mobilya verniğini büyütürken bu sırada inşaat boyalarında çok ciddi bir ivme gördük. 2005-2006 yıllarında mortgage’lar konuşulmaya başlandı. Orada ciddi bir boşluk hissettik. Çok fazla büyük firma vardı. Ancak orta çaplı firmalar çok güçlü değildi. Bizim de fabrikamızda belli bir kapasite boşluğu vardı. Daha sonra geliştirebiliriz düşüncesiyle fabrikamızı yüzde 30 daha küçük tasarlamıştık.

Ersin Kayalar’ın başarısı olan bu dönemde dedik ki; "Yeni yatırıma girelim”.

 

Fabrikanın inşası sürerken tamamını bitirme kararı aldık ve 2005 yılı sonunda tamamını bitirdik. Aynı yıl ortak arayışına girdik. 2006 yılında 4 ayrı firmayla görüşmeler yaptık. Bu firmalara dedik ki; "Biz size belirttiklerimizi yapabiliriz. Ciddi bir büyüme grafiğindeyiz, ama bizim şartlarımız bunlar. Gelirseniz bu şartları göz önünde bulundurmanız gerekir.” 4 firmadan da onay geldi. Onay aldık ancak, bir tanesi; "Ben şu zaman başlarım” dedi. Kimisi dedi ki; "Şu kadar para yatırım yapabilirim.” Biz de baktık bir firma çok yavaş, bir firma çok profesyonel.

 

En sonunda Kayalar Kimya gibi bir aile firması olan Meffert ailesiyle ortaklığı çok hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. İnşaat boyalarında Almanya’nın 4. en büyük firması olan ve 60 yıllık tecrübeye sahip Meffert A.G.’nin Başkanı Alman ortağımız Klaus Meffert; "Ben bu işi bitirtmek istiyorum” dedi. Biz de dedik ki; "Diğer firmalara da söz verdik, 1 ay beklememiz gerekiyor.” Bize çok kızdı. "Bu nasıl iş, biz böyle bir şey görmedik, fırsat sizin önünüzde” dedi. Daha sonra onlarla işlerimiz hep onlarla söz üzerine gitti. Onlar da bize güvendiler.

 

2009 yılı sonuna kadar ortaklığımız devam etti. Almanların inşaat grubu bazında birçok teknolojisini buraya transfer ettik ve 25 bin tonluk bir tesis kurduk. Bu tesis de aynı şekilde çok modern ve çok verimli bir tesis oldu. Düfa, Meffert Grubu’na ait bir marka, fakat Türkiye hakları ve 20 ayrı ülkenin bütün hakları bize ait. Yüzde 50-50 ortaklık kurduğumuz Almanların tüm haklarını 2009 yılının sonunda satın aldık. Ve artık Almanlar bu şirkette yok. Şimdi Kayalar Kimya A.Ş. var. Bu inanılmaz hızlı bir süreç. 2010 yılında da Bancroft diye bir yatırım finansman şirketine, Kayalar Kimya’nın yüzde 35’ini sattık. Burada da en büyük etken, yabancı bir ortağın ailenin içinde olmasıyla birlikte işlerin daha profesyonel bir çerçevede yürümesini sağlamak.

 

Artık Kayalar’ın isminin ilelebet kalmasını istiyoruz. Onun için birçok aile firmasının yaptığı hataları yapmamak adına, aile kanunlarını en azından bir yabancıyla beraber kurmanın bizim için daha doğru olacağına inandık.

 

Kayalar Kimya’nın Bugünü (2011-2012)

1976 yılında başlayan ve 2000’lere kadar uzanan zorlu markalaşma sürecinden başarıyla çıkan bir firma olarak, bugün Tuzla’daki, açık ve kapalı alanları ile toplam 32 bin metrekarelik üretim tesisimizde, yılda 110 bin ton kapasiteyle üretim yapıyoruz. İleri teknoloji otomasyon ile bugün 800 ayrı ürünü maksimum hızda, yüksek kalitede ve sürekli aynı standartta üretebiliyoruz. Üretim otomasyonu bakımından Avrupa’nın en iyilerinden olan tesisimizde, tek bir kontrol odasından yaklaşık 3 bin 700 noktayı yönetebiliyoruz. Bugün Kayalar Kimya bünyesinde beyaz ve mavi yakalı olmak üzere 350’ü aşkın çalışanı istihdam ediyoruz.

 

Mobilya boya ve vernik alanında pazar lideri olduğumuz Genç markamız ile bugün 42 ayrı ülkeye ihracat yapıyoruz. Boya ve vernik markalarımızla bugün Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türki Cumhuriyetler ve Rusya pazarında varız. Bu pazarlardaki uzun süreli faaliyetlerimiz ve pazar payımız bizi asıl hedefimiz olan Avrupa pazarında yer almaya daha hızlı yaklaştırdı. Avrupa’da bir güç olmak için koyduğumuz hedefi gerçekleştirmek için 2008 yılında İspanya’da bir ofis kurduk. Bu sayede

İspanya, Portekiz, hatta İtalyan rakiplerimizden çok müşteri kazandık. Kısa sürede tüm ülke çapına hizmet verecek dağıtım ağına ulaştık. 2011 yılında Ar-Ge merkezi olarak sektörümüzde ilklerden birini daha gerçekleştirdik. Sanayi boya üretimi için 2011 yılında başlayan ortaklık arayışlarımız Güney Kore’nin en büyük boya firmalarından olan Noroo ile ortaklıkla sonuçlanarak 2012 yılında sanayi boyalarında üretime başladık.

 

Rakamsal Büyüklükler

Genç Ahşap Koruma Sistemleri, Türkiye dışında 20 ayrı ülkeye ihracat yaptığımız Düfa boya ve Kayalar Hammadde markalarımızla 2011 bizler için başarılı bir yıl oldu. 2010 yılını 216 milyon TL ciro ile kapatmıştık. 2011 yılında ise ciromuzu 290 milyon TL olarak tamamladık. Genç ve Düfa markalarımızdaki 2011 ihracatımızı ise yüzde 22’lik bir büyüme ile kapattık. Kayalar Kimya olarak 2012’de 310 milyon TL’lik bir ciroya ulaşmayı öngörüyoruz.




2011 yılında İstanbul Sanayi Odası’nın ‘Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ listesinde 90 basamak yükselerek, 377. sıraya otururken, her yıl Türkiye’nin en büyük şirketlerinin sıralandığı Capital500 sıralamasına ise 460. Sıradan girdi. 2012’de ise İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri’nin (İMMİB) düzenlediği ve 127 ayrı firmanın ödül aldığı organizasyonda Kayalar Kimya olarak "Vernik ve Mürekkep” kategorisinde ihracat yıldızı ödülüne layık görüldük.

KayalarNoroo A.Ş.’nin Kuruluşu

2011 yılında çalışmalarına başladığımız ve 24 Nisan 2012’de açılışını gerçekleştirdiğimiz önemli bir yatırımımız var. Güney Koreli Noroo Paint firması ile bir ortaklık kurduk. Bu ortaklık sonucunda KayalarNoroo A.Ş. olarak Genç Noroo markasıyla, sanayiye yönelik endüstriyel boyaları, zemin kaplamaları ve oto tamir boyaları üreteceğiz. Ayrıca bu ürünlerin Avrupa satışını da yaparak yedi ayrı ülkeye Türkiye fabrikamızdan ihracat gerçekleştireceğiz. Mart 2012’de Türk hükümetinin de Güney Kore ile imzaladı. Serbest ticaret anlaşmasını da göz önüne aldığımızda Güney Koreli Noroo ile yaptığımız anlaşmanın hem firmamız, hem de sektör açısından önemli bir ortaklık olduğunu düşünüyoruz.



Ar-Ge Merkezi’nin Kuruluşu

Günümüzün çetin rekabet ortamında firmaların ayakta kalabilmesinin yolu Ar-Ge’ye yaptıkları yatırımdan geçiyor. Yeni ürünlerin ve hizmetlerin sunulmasına olanak tanıyan Ar-Ge, firmaların rekabette öne geçmesini sağladığı kadar, gelecek yıllardaki yatırımlarına da yön veriyor. Sektörün büyümesinde ve başarıya ulaşmasında çok önemli olduğunu düşündüğümüz Ar-Gr konusunda Kayalar Kimya olarak önemli bir adım attık. Bugün devlet teşviki ile kurulmuş bir Ar-Ge merkezine sahibiz. Amacımız; yeni teknolojilerde lider, takip eden değil takip edilen global bir firma olmak. Çevre dostu ürünler üzerinde yeni çalışmalar yaparak, düşük VOC değerine sahip, yüksek katı maddeli, su bazlı, UV ürünler geliştirmek. Uluslararası bir firma olarak coğrafi bölgelere uygun ürün sistemleri geliştirmenin yanında ayrıca, global teknoloji networkde de önemli bir partner olmayı amaçlıyoruz.


İspanya’daki Fabrika Kuruluşu

Tüm bu olumlu gelişmeler bizi, İspanya’da üretim yapmamız gerektiğine inandırdı ve 2011’de bir fabrika satın aldık. Önce İspanya’da depo arayışındaydık, sonrasında ise baktık ki fabrika almak daha karlı. 2 sene boyunca yürüttüğümüz araştırmalar sonucunda bizler için oldukça uygun bir fabrikayı tespit edip, satın aldık. 2012’de üretime başlayarak, müşterilerimize daha hızlı çözüm üretir hale geldik. Artık daha büyük bir hedefimiz var. Afrika, Ortadoğu ve Avrupa’yı kapsayan coğrafyada GENC markamızla ilk üçe girmek için bütün enerjimizi kullanıyoruz.


Yılmaz Kayalar’ın Mesajı

Kayalar Kimya olarak ürettiğimiz her ürünün insan sağlığına ve çevreye duyarlı olmasına büyük özen gösteriyoruz. Bugün gelişen teknoloji yardımıyla ağır metaller içermeyen sağlıklı ürünler üretmek mümkün. Bu elbette zaman, maliyet gibi pek çok faktörlerden ötürü firmalara yükler getirmektedir. Ancak küresel ısınmanın bu denli boyutlara ulaştığı günümüzde, firmaların çevreye duyarlı ürünler üretmesi şart. Bu alanda yetkililer tarafından denetimlerin yapılması ve bir standart oluşturulması gerekmektedir. Genç markamızla, vücuda girdikten sonra atılamayan ağır metallere sınırlama getiren EN 71.3 Avrupa standardı sertifikasına sahip ürünler üretiyoruz. EN 71.3 Avrupa standardı sertifikasına sahip su bazlı ürünlerimiz aynı zamanda ekolojik yapıya da zarar vermiyor. Bunun yanında, Ultra Violet ışınıyla kürlenen yüksek katili solvent salınımı minimum düzeyde olan ürünlere son 7 yıldır yatırım yapıyor ve geliştiriyoruz. Bu ürünler Mobilya sektörünün ihracatı arttıkça yeni teknolojik makine yatırımların artması ile de hızla yayılmaktadır. Bu da çevre ve insan sağlığına zararların azalmasına sebebiyet verecektir.

 

Ayrıca sektöre mesajım ise şu; Bugün sektörün en temel sorunu kayıt dışı üretim ve bu sisteme yönelik var olmayan denetim mekanizmalarıdır. Sektörde yüzde 15-20 oranında kayıt dışı üretim olduğu biliniyor. Ciddi gelişmelere sahip olan sektörün, kayıt dışı üretimle baltalanması çok üzücü. Sektörün gelişmesi ve AB standartlarına ulaşması için devletin kayıt dışı üretimi engelleyecek mekanizmaları hayata geçirmesinin ve sürekliliğini sağlamasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

En önemli problemlerden biri de sektörde ürün standartlarının tam olarak belirlenerek haksız rekabetin minimize edilmesini sağlamaktır.


İş Dışında İlgi Alanları

Uzun bir süredir, özellikle işleri oğlum Ersin’e devrettiğimden beri iş dışında yapacak oldukça çok şey buluyorum. Bunlardan biri de, benim yapmaktan çok keyif aldığım tekne turlarıdır. 1996 yılında bir arkadaşım sağ olsun, onun teşviki ile tekne ile tanıştık. İlk on yıl Göcek Sahilleri’nde dolaştık, bu arada 2003 yılında yeni aldığımız tekne ile Akdeniz Turu’na çıktık. Fransa, İtalya, Adalar ve Yunanistan üzerinden Göcek’e ulaştık. Sonrasında Bodrum’un havasından ve dostlarımızın yoğunlukla orada bulunmalarından biz de Bodrum’u tercih ettik. Tüm yaz mevsimini Bodrum’da geçiririm ve tekneyle koyları dolaşırız. 2009 yılında Bodrum’da düzenlenen bir yarışta ekip olarak aldığımız bir kupa da bulunuyor. Bu kupa, bize yelkenciliği sevdirdi. Ailem ve dostlarımla birlikte olmayı çok severim, özellikle arkadaşlarımla tavla turnuvalarımız çok iddialı geçer. Turnuvamızın sonucu ne olursa olsun, keyfimiz bozulmaz, muhabbetimiz devam eder.

 

Sosyal Sorumluluk Projeleri

1999 yılında Tokat Erbaa’da Yılmaz Kayalar Anadolu Lisesi’ni eğitim ve öğretime açtık. Ayrıca her dönem sosyal sorumluluk projelerimiz devam ediyor.