İş Güvenliği

İş Güvenliği


Yrd. Doç. Dr. Muhittin Hakan Demir / Lojistik Yönetimi - İşletme Fakültesi - İzmir Ekonomi Üniversitesi


İş Güvenliği

İş Güvenliği kavramının birbirinden farklı tanımları olsa da, tüm tanımların ortak noktasında, "... iş ortamında karşılaşabilecekleri sağlık risklerinin, tehlikelerin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yok edilmesi veya azaltılması için teknik kuralların bütününü ifade eden, iş kazaları ve meslek hastalıklarını azaltan sistemli ve bilimsel çalışmalar ...” kavramlarına rastlayabiliriz.


İş güvenliği, genel olarak iş sağlığını da içine alarak iş sağlığı ve güvenliği olarak anılmaktadır. Bu konudaki çalışmalar, Avrupa Birliği’nde özellikle 1980’li yıllarda yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, sonraki düzenlemelere temel teşkil edecek olan Avrupa Birliği İş Sağlığı ve Güvenliği Direktifi 89/391/EEC, 1989 yılında yürürlüğe girmiştir.


Türkiye’de ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemeler, uzun süre 1971 tarihli işçi ve işveren ilişkilerini düzenleyen 1475 sayılı kanun çerçevesinde, kendine özgü bir yasal mevzuatı olmadan yürütülmüştür. Ancak 2003 yılında, 4857 sayılı İş Kanunu’nun çıkarılması ile iş sağlığı ve güvenliği konuları daha etraflıca ele alınmış ve son olarak 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu, bu konuda çıkarılan ilk kanun olma özelliğini taşımaktadır. Daha sonra ise 2014 yılında yürürlüğe giren torba yasa ile yine iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemeler içermektedir.


Bu yasal düzenlemeler arasında, iş hayatına en önemli değişikliklerden birisi 4857 sayılı İş Kanunu ile gelmiştir. Bu kanuna göre, belirli alanlarda faaliyet gösteren ve 50’den fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde, iş güvenliği uzmanı bulundurulması zorunlu kılınmıştır. Elbette, iş sağlığı ve güvenliğinin birincil amacı, çalışanları iş yerlerindeki risklere, iş kazalarına ve mesleki hastalıklara karşı koruyacak önlemleri almaktır. Bu temel amacın yanında, işletmelerde kullanılan makine ve ekipmanların korunması, bunların istenilen şekilde çalışmasının sağlanması ve patlama, yangın gibi riskler nedeniyle işletmenin tehlikeye düşmesinin önlenmesi de hedeflenmektedir.

 

Son olarak, işçi sağlığı ve işyeri güvenliği ile ilgili yukarıda bahsedilen risk ve tehlikelerin engellenmesi, bu yöndeki maliyetleri azaltacağı ve verimliliği arttıracağı için, iş sağlığı ve güvenliğinin, hafife alınmayacak bir ekonomik boyutu da vardır.

 

Her ne kadar iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamaların ve yasal düzenlemelerin yukarıda bahsedilenler dışında ek bir motivasyona ihtiyacı olmasa da, bu konudaki adımların atılmasında temel olarak uluslararası (Avrupa Birliği gibi) mevzuata uyum çabaları önemli bir itici güç olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer bir önemli unsur ise, maalesef, ülkemizde meydana gelen ve kamuoyu vicdanını derinden etkileyen iş kazalarıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan, bildirimi yapılan ve tesbit edilen olaylara göre hazırlanan İstatistiklere bakıldığında, 2007 yılında, Türkiye genelinde toplam 80.000 civarında iş kazası ve 1.200 civarında meslek hastalığı sonucunda 1.044 ölüm ve 1.956 sürekli işgörmezlik meydana gelmiştir.

 

2008 yılında ise, ekonomideki yavaşlamanın da - bu alandaki - etkisi sayesinde 70.000 civarında tesbit edilen iş kazası ve 539 meslek hastalığında 866 kişi hayatını kaybetmiş, 1.694 kişi sürekli işgöremez hale gelmiştir.


2009 yılına geldiğimizde ise 64.000 civarında iş kazası ve 400 civarında meslek hastalığı sonucunda 1.171 can kaybı ve 1.885 sürekli işgörmezlik meydana gelmiştir. 2010 yılında 63.000’e yakın iş kazası ve 500’den fazla meslek hastalığı, 1.454 ölüme ve 2.085 sürekli işgörmezliğe yol açmıştır.


2011’de de durum maalesef pek farklı gelişmemiş, hatta daha kötüye gitmiş, 70.000 iş kazası ve 700 civarında meslek hastalığı sonucu 1.710 ölüm ve 2.216 işgörmezlik meydana gelmiştir.


İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2012 yılında, kazaların sayısındaki artış devam etmiş, 75.000 kaza ve 400 civarında meslek hastalığı neticesinde 745 ölüm ve 2.209 işgörmezlik meydana gelmiştir.


2013 yılından itibaren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili vakaların raporlanmasında değişikliğe gidilmiştir. 2012 ve öncesinde iş kazası geçiren sigortalı sayılarına ait istatistikler verilirken ödemesi yapılıp kapatılan iş kazası vaka sayıları esas alınmakta iken, 2013 yılından itibaren iş kazası bildirim formunun elektronik ortamda alınmaya başlanması ile iş kazası geçiren tüm sigortalı sayılarına ait veriler Avrupa Birliği standartları da dikkate alınarak verilmeye başlanılmıştır. Bu metodolojiye göre, iş kazası sonrası işe başlama kazadan sonraki 5. günde meydana gelmiş ise bu iş kazası istatistiklere yansıtılmaya başlanmıştır. 2013 yılında da iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu 1.360 can kaybı yaşanmış, 77 kişiye de işgörmezlik geliri bağlanmıştır.


2014 yılında ise sadece iş kazalarında 1.886 çalışan hayatını kaybetmiştir. Kamuoyunun hafızasına kazınan Soma maden faciası, Ermenek maden faciası, alışveriş merkezi inşaatındaki asansör faciası gibi olaylar bu yıl içinde yaşanmıştır.


İstatistiklerin çizdiği resim maalesef oldukça iç karatıcı görünmektedir. Son 8 yılın verilerine göre yılda ortalama 1.500 çalışan iş kazaları veya meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybetmektedir. Diğer bir deyişle, iş sağlığı ve güvenliği sistemi çalışanları yeterince koruyabilmekten oldukça uzaktır. En çok kaybın yaşandığı sektörler, metal, maden ve inşaat sektörleridir.


Burada sorulması gereken soru, yasal düzenlemelerin, işletmelerin bu düzenlemelere uyumunun ve çalışanların bilinç-eğitim seviyelerinin bu soruna ne ölçüde katkıda bulunduğudur.

Hemen her konuda olduğu gibi, yasal düzenlemeler çoğunlukla Avrupa Birliği mevzuatları ile uyum içerisindedir. Bu durumda, en azından genel yapı olarak uluslararası kabul görmüş bir çerçeveye sahip olduğu düşünülebilir. Bu konuda en çok eleştirilen, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yasal düzenlemelere uyulmadığı durumda yaptırımların yeterince caydırıcı olmamasıdır.

İşletmelerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında ise temel olarak ekonomik unsurlar rol oynamaktadır. Firmalar için risk tesbiti, güvenlik önlemlerinin planlanması ve uygulanması, genel olarak katma değerli aktivitelerden kayıp olarak algılanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği için alınacak hizmetlerin, istihdam edilecek personelin, satın alınacak ekipmanların maliyetleri ek bir maddi yük olarak görülmektedir. İş sağlığı ve güvenliği prensiplerine uygun çalışmanın, iş yapmanın doğru ve doğal yolu olduğu işletme kültürlerine yerleşmediği sürece, bu konuda ilerleme sağlanması pek mümkün görünmemektedir.


Konunun çalışanlar boyutu da elbette yasal düzenlemeler ve işletme boyutlarından bağımsız değildir. Çalışanlar, bir yandan yasal düzenlemelerin zorunlu kılabildiği ölçüde hem kendi güvenlikleri, hem de işyeri güvenliğine yönelik önlemler almaya yönelmekte, diğer yandan ise kendilerine verilen işi, çoğunlukla kısıtlı zamanda tamamlamak üzere ‘verimsizlik’ yaratacak her türlü uygulamadan uzak durmaya yönelmektedir. Bu uygulamalar, can güvenliklerini korumayı amaçlıyor olsa bile!


Belki de bu konudaki en zorlu engel de işte bu noktada karşımıza çıkmakta. Çoğu zaman çok da doğru şekilde ifade edildiği, zaman zaman artık çokça tekrarlandığı için mizahi bir dille ele alındığı gibi ‘eğitim şart!’.


Denetimler, yasalar, cezalar elbette fayda sağlamakta. Ancak her işletmeye, her operasyona bir denetçi atamak imkânsız olmanın ötesinde kazanımların kalıcı olmaması riskini de taşımaktadır.

 

Çalışanlar, yöneticiler, işletmeler, alınan önlemleri, önerilen iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını, yasalar veya amirleri tarafından dayatılan birer zorunluluk olmaktan öte, içselleştirdikleri, inandıkları doğrular olarak görmeye başlamadıkları sürece bu konuda kalıcı bir başarı sağlamak imkânsız değilse de çok zor görünmektedir.

 

Kaynakça

1. 1475 nolu İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu web sayfası, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://www.sgk. gov.tr/wps/wcm/connect/0c5d6112-aede-42d6- af00-aa6cc61fc340/1475+SAYILI+İŞ+KANUNU. doc?MOD=AJPERES&CACHEID=0c5d6112-aede-42d6-af00-aa6cc61fc340

2. 2014 yılında iş kazalarında ölen işçi sayısı, 2013 yılına göre %50 arttı, İstanbul Vizyon OSGB web sayfası Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://www.istanbulvizyonosgb. com/blog/2014-yilinda-is-kazalarinda-olen-iscisayisi- 2013-yilina-gore-50-artti.html

3. 4857 nolu İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu web sayfası, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://www.sgk.gov.tr/wps/wcm/connect/3eb91197-18c4-4b0eb240-469bd3f6106c/4857+SAYILI+İŞ+KANUNU doc?MOD=AJPERES&CACHEID=3eb91197-18c4-4b0e-b240-469bd3f6106c

4. Avrupa Birliği Direktifi 89/391/EEC, Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi web sayfası, Erişim tarihi 20 Eylül 2015.https://osha.europa.eu/en/legislation/directives/the-osh-framework-directive/1

5. İş Güvenliği Kanunu, Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü, Mevzuat Bilgi Sistemi web sitesi, Erişim tarihi 20 Eylül 2015 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/06/20120630-1.htm

6. İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir?, Özden OGSB Web Sayfası, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://ozdenosgb. com/blog/is-sagligi-ve-guvenligi-nedir/

7. İş Sağlığı ve Güvenliğini Doğru Anlamak ve Uygulamak, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği - Türkiye, 2015, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://tuisag.com/wpcontent/../uploads/2015/07/isgdokuman.pdf

8. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Alanında Temel Bilgiler, TMMOB Yayınları, 2011, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://www.ikkistanbul.org/is%20kazalari%20(web).pdf

9. Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkındaki Hukuksal Değişikliklerin İş Kazaları Üzerindeki Etkileri, Ayşegül Ataç, TEPAV, ResearchTurkey Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi web sitesi, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://researchturkey.org/tr/the-effects-of-theoccupational-health-and-safety-legislation-changeson-the-work-accidents-in-turkey/

10. Yıllık İş Kazaları İstatistikleri, TÜİSAG web sayfası, Erişim tarihi 20 Eylül 2015. http://tuisag.com/yillik-iskazalari-istatistikleri






 

 

KaydetKaydet