Eyüp Altan - Kansai Altan

Eyüp Altan - Kansai Altan


Eyüp Altan’ın İş Öncesi Dönemi

Turgutlu/Manisa’da, geçimini tarım ve ticaret yaparak sağlayan ailemin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimim sonrasında 1960 yılında İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun oldum. Yıllarca hayalini kurduğum meslek olan Makina Mühendisliği eğitimi almak üzere İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yüksek öğrenime başladım ancak ilk yılımda, İstanbul’a dışarıdan tahsile gelen

bir öğrenci olarak, yurt imkanlarının yetersizliği nedeniyle çok sorun yaşadım. Bunun üzerine eğitimime Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde devam etmeye karar verdim. 1965 yılında bu bölümden Yüksek Mühendis olarak mezun olduktan sonra 2 yıl kadar Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde asistanlık yaptım.

 

24 ay süren askerlik görevime 1967 yılında başladım. Polatlı’da geçirdiğim ilk 6 aylık eğitim dönemi sonrasında Kocaeli – Kandıra’da 18 ay yedek subay olarak görev yaptım. İş hayatıma 1969 yılında Dyo firmasında başladım.


Eyüp Altan’ın İş Hayatına Atılma Öyküsü

O yıllarda Türkiye’de ilk defa bir boya fabrikasında her türlü altyapısıyla ve personeliyle bir Boya Araştırma Merkezi kurulması planlanıyordu. Bu projenin bir parçası olarak önce bir yıl İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde "Boya Teknolojileri” ve sonrasında bir yıl da Sadolin firmasında "Oto Montaj Boyaları Araştırma Mühendisliği” eğitimi aldım. 1970 yılı sonunda yurda dönerek göreve

başladım. 1979 yılına kadar bu pozisyonda çalıştıktan sonra önce Araştırma Laboratuvarları Müdürü, 1980 yılında da Teknik Genel Müdür Yardımcısı olarak atandım Bu sürede gerek genel metal endüstrisi, gerekse otomotiv endüstrisinin ihtiyaç duyduğu birçok ürünün araştırmageliştirme süreçlerinde görev aldım. Hızla büyüyen otomotiv endüstrisinin ihtyaçlarının karşılanması için ayrı bir araştırma merkezinin kurulmasının gerektiğini düşünüyordum ancak bu görüşümün şirket yönetimince kabul görmemesi üzerine 1983 yılında söz konusu kuruluştan ayrıldım.

Firmanın Kuruluşu

Daha önce boya sanayinde görev yapmış, sonrasında akademik kariyerine devam eden arkadaşlarımla birlikte oluşumunu hazırladığımız ve 1982 yılında kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz, kurucu ortak olduğum Kemipol A.Ş. şirketine 1983 yılında Genel Müdür olarak katıldım.

 

Oto montaj boyaları konusundaki temel alt yapı hazırlanıncaya kadar geçen süreçte, bugün de ana faaliyetlerimizden biri olan genel metal sanayi boyalarının üretimiyle faaliyetlerimize başladık. Çok kısa sürede ürünlerimizi zamanın belli başlı büyük üreticilerine ikmal eder duruma geldik. 1985 yılında ise, tamamen şirketimizin kendi imkanlarıyla geliştirilen oto montaj boyalarını, ilk olarak, o zamanki adıyla TOFAŞ firmasına ikmal etmeye başladık.Oto yan sanayi, ticari araç ve beyaz eşya üreticilerine yönelik çalışmalarımız da paralel olarak büyüdü, genişledi.


Firmanın Gelişimi (1980-1990)

Oto montaj fabrikalarına ikmale başlanmasından birkaç yıl sonra, otomobil üreticilerinin, tamir sektörüne yönelik olarak da faaliyetlere başlama yönündeki taleplerini karşılamak için oto tamir boyaları ürün programımızı hayata geçirdik. Polyester macun, sentetik ve akrilik esaslı alt malzemeler, sentetik ve akrilik sonkatlar kısa sürede pazarla buluşturuldu. Bu segmentteki amiral gemisi, 1988 yılında pazara çıkan akrilik sonkat markamız Akripol’dür. Tamamen kendi imkanlarımızla geliştirilen, bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında milyonlarca aracın boyanmasında kullanılan, hala yerel pazardaki en güçlü marka olan ürünümüz, şirketimizin temel yapı taşlarından biri olmuştur. Akripol, pazara çıktığından bugüne geçen 25 yılda gördüğü revizyonlarla bugün bile tüm ithal markalarla dahi rekabet edebilir güçtedir. 1988 yılında, profesyonel satış ve satış sonrası teknik hizmetlerin pazara etkin olarak verilebilmesi için Kempa A.Ş. isimli şirketimizi de kurduk.


1989 yılı, bizim Renault ve Ford fabrikalarına da ikmale başladığımız yıl olarak önemli bir kilometre taşıdır. Sprey edilebilir ürün teknolojilerine hakimiyetimiz ve pazar payımız, o zamanlar uygulanan gümrük duvarları kaynaklı olarak yerel otomotiv pazarının hızla büyüyeceğini öngören ve Türkiye’de etkin olmak isteyen birkaç yabancı boya üreticisinin dikkatini çekti. 1980’li yılların sonlarında PPG ve o zamanki adıyla Akzo Coatings firmalarıyla ortaklık görüşmelerimiz başladı. Bizim yönetim anlayışımıza yakınlık, dünyadaki rekabet gücü ve kurulacak ortaklığa yapacakları katkıyı da değerlendirerek 1990 yılında kuruluşumuzun Hollandalı Akzo Coatings firmasıyla ortak olarak faaliyetlerine devam etmesini kararlaştırdık.

 

Böyle bir dünya deviyle yapılacak ortaklıkta hisse konusu çok önem taşıyor tabi. Akzo Coatings, ortak olacağı şirketin mali tablolarını kendi kayıt sistemine konsolide edebilmesinin şartı olarak çoğunluk hisseyi talep ediyordu. Biz ise pazardaki etkinliğimizi de dikkate alarak %50-%50 hisseli bir ortaklık öngörüyorduk. Sonuçta, yönetim sorumluluğunun yerli ortakta kalacağı güvenli bir sözleşmeyle, yabancı ortağın tüm teknik ve ticari birikiminin bu yeni ortaklığa açık olması kaydıyla %51 Akzo Coatings, % 49 Altan ailesi hisse yapısıyla ortaklık gerçekleşti.


Firmanın Gelişimi (1990-2000)

O yıllarda Avrupa’daki neredeyse tüm otomobil üreticileriyle ilişkide bulunan Akzo’nun bize sağladığı teknik avantajlarla çok kısa sürede pazarda çok ciddi bir başarı sağladık. Diğer taraftan oto tamir boyaları için de bir plan dahilinde renk makineleri devreye alındı. Bu şekilde Akzo’nun Sikkens markalı ürünlerinin dağıtımını da yapmaya başladık.


1992-1993 yıllarında Akzo Coatings, küresel faaliyetlerinde bizi de çok etkileyen birkaç kritik karar aldı. Bunlardan ilki, küresel anlamda tüm oto montaj boyaları faaliyetlerini PPG firmasına devretme kararıydı. Birçok ülkede yerleşik araştırma merkezleri ve satış organizasyonları bir yıl içerisinde söz konusu kuruluşa devredildi, ancak Türkiye’deki operasyon bu anlaşmada kapsam dışı olarak bırakıldı. Bu arada önce Toyota Motor Corporation, sonra da Honda Motor Corporation Türkiye’de birer üretim tesisi kararı aldılar ve Kemipol A.Ş. de, bu tesislerde kullanılacak boyaların üretimi için, bugün bir diğer şirketimizde ortağımız olan Japonya orijinli Kansai Paint firmasıyla çok kapsamlı bir lisans anlaşması (oto montaj boyaları ve deniz konteyneri boyaları) yaptı. Bu gelişmeler sonucunda, şirketimize teknolojik birikim sağlayan çok önemli bir kaynağı Akzo tarafından yitirirken, Kansai tarafından da yeni bir açılım sağlandı.

1993 yılından 2001 yılına kadar, ülkemizde faaliyet gösteren Avrupa kökenli otomobil üreticilerine, tamamen yerel araştırma laboratuvarımızın sağladığı destekle ikmale devam ettik. Ancak ne yazık ki söz konusu üreticilerin yeni modellerde / yeni ürün teknolojilerinde ikmalci tercihlerinde ana kuruluştan onaylı bir ikmalci olma zorunluluğunu, Akzo’nun bu pazarda etkinliklerini sonlandırması nedeniyle

yerine getiremedik. Yine de Türkiye’deki Japonya kökenli ve daha sonra da Kore kökenli üreticilerdeki güçlü pozisyonumuz hep devam etti.

 

1994 yılında Akzo, yine küresel anlamda önemli bir boya üreticisi olan Nobel grubuyla birleşti ve yeni oluşum AkzoNobel adıyla faaliyetlerine devam etme kararı aldı. Bir çok faaliyet alanının yanı sıra boya alanında da iki kurumun faaliyetlerinin bir araya gelmesiyle oluşan sinerji bize de AkzoNobel Kemipol A.Ş. ünvanıyla devam ettiğimiz faaliyetlerimizde çok önemli avantajlar sağladı. Bunlardan öne çıkanlardan bir tanesi, 1996 yılında, Nobel’in teknolojik birikimleriyle daha da güçlü olarak giriştiğimiz ahşap boyaları faaliyetimiz oldu. Yerel boya araştırma laboratuarımız bir yandan yabancı ortağın dünyadaki teknolojilerini, bir yandan da yerel pazarın tercihlerini izleyerek, kısa zamanda çok büyük başarılar getirecek olan bir yerli ürün programı oluşturdu. Yılda 300 tonlarla başlayan satışlar,

kısa zamanda 15,000 tonlara, bu yıllarda da 20,000 tonlara koşan bir sürecin habercisiydi. Bugün bu faaliyetimizde yabancı ortağımızın dünya üzerindeki en yüksek ikinci hacminin üretim ve satışını yürütüyoruz. Burada ifade etmek isterim, oto tamir boyalarında edindiğimiz indirekt boya pazarlama deneyimi, ahşap boyalarında da bayilerin sisteme katılımları ve süreci birlikte yönetme anlamında bize çok yardımcı olmuştur.

1997 yılında, yine bugün bizim önemli iş alanlarımızdan biri olan boyalı yassı metal (coil coatings) faaliyetlerimize başladık. AkzoNobel, bu teknolojilere sahip çok az sayıdaki üreticiden birisidir ve şirketimiz ülkemizde giderek büyüyen bu endüstrinin lider ikmalcisi konumundadır.

 

1998 yılında Türkiye’de üretime başlayan Honda otomobiller için de boya ikmalimiz başladı. Diğer taraftan otomotiv sanayinde kullanılan boyalı plastik parçaların giderek artması, beyaz eşya ve elektronik sektörlerin boyalı plastik ihtiyaçlarıyla birlikte bizim için ayrı bir iş birimi olarak bu çalışmaları organize etme gerekliliğini ortaya çıkardı. Kullanılan plastik hammaddelerin çeşitliliği, buna

göre farklı boya teknolojilerini zorunlu kılıyor. 1998 yılında oluşturduğumuz iş birimimiz, bugün her türlü plastik yüzey için, müşterilerin beklentilerine uygun performansı sağlayacak ürünlerle pazarda önemli bir konum edinmiştir.

 

1999 yılında, yine AkzoNobel ile ortak olarak AkzoNobel Boya A.Ş. isimli toz boya şirketimizi kurduk. Bu şirketin üretim tesisi, İzmir – Gaziemir’de bulunan Ege Serbest Ticaret Bölgesi’ndedir.



AkzoNobel CEO’su Hans Wijers’in AkzoNobel Kemipol ziyareti ve Yönetim Ekibimiz Soldan Sağa : Engin Çörüşlü, Mustafa Konya, Ali Kütükçü, Semih Kılıç, Hans Wijers, Mustafa Tunçgenç, Eyüp Altan, Mustafa Altan, Kılıç Obakan


Firmanın Gelişimi (2000-2010)

Kansai Paint ile yaptığımız işbirliğine 2001 yılında Macaristan’da yerleşik Suzuki firmasının boyalarının üretim ve satışı da ilave oldu.

 

2003 yılı, yabancı ortağımız AkzoNobel’in yine kritik kararlar aldığı bir yıl oldu. Bunlardan bizi en çok etkileyeni, bizim ülkede lider konumda olduğumuz genel sanayi boyaları pazarındaki etkinlikleri küresel olarak sonlandırma kararı oldu. 1982 yılındaki kuruluşumuzdan günümüze yerel araştırma ve geliştirme imkanlarımızla yönlendirdiğimiz faaliyetlerimiz neyse ki AkzoNobel’den en az destek

ihtiyacı olan iş birimimizdi, bu nedende otomotivde etkilendiğimiz kadar etkilenmedik. 2007 yılında ise hem otomotiv hem de genel sanayi iş alanlarında bize yeni ufuklar açacak bir girişimin temellerini attık.

 

2007 yılında yine AkzoNobel ile, aynı hise yapısıyla kurduğumuz AkzoNobel Otomotiv ve Endüstri Boyaları A.Ş. (ANEOB), üretim tesisinin, genel sanayi ve oto montaj boyaları faaliyetlerimizin sorumluğunu üstlendi. AkzoNobel Kemipol A.Ş. ise oto tamir boyaları, ahşap boyaları, bobin boyaları ve plastik boyaları segmentlerindeki faaliyetlerimize devam etti. 2009 yılında, yıllardır teknolojik işbirliği yaptığımız Kansai Paint firması, ANEOB’daki % 51 Akzo- Nobel hissesini devraldı ve şirketin ünvanı, Kansai Altan A.Ş. olarak tescil edildi. Böylelikle, yıllardır teknik olarak ortağımız gibi çalıştığımız Kansai Paint firmasıyla ortaklığımız bir tüzel kişiliğe büründü.



EOB’daki AkzoNobel Hisselerinin Kansai Paint’e Devir Anlaşması Töreni


Toz boya kuruluşumuz Akzo-Nobel Boya A.Ş., 2000-2010 yıllarında sürekli üretim kapasitesini

ve satışlarını artırarak bugün hem ülkemizde hem de komşu coğrafyalarda önemli tesislere ikmal yapan bir kuruluş olmayı başarmıştır.

 

Firmaların Bugünü (2011)

AkzoNobel Kemipol, bugün faaliyet gösterdiği pazar segmentlerinin (oto tamir boyaları, ahşap boyaları, bobin boyaları ve plastik parça boyaları) toplamı itibariyle ülkemizdeki en büyük kurumdur. 2011 yılı sonu itibariyle satış tutarının 215 milyon TL’nı aşacağını tahmin ediyorum. AkzoNobel’in büyük tecrübe ve birikiminin bizim iş anlayışımızla bir araya gelmesiyle bu seviyelere ulaşan şirketimiz, her zaman müşterilerinin ilk tercihi olmak için çalışmalarına aynı özenle devam edecektir.



Bugün 500’ü aşkın çalışanı olan Kansai Altan, bu yıl içerisinde kendi sahamıza dahil ettiğimiz komşu tesisle birlikte 90,000 metrekareye ulaşan tesisinde toplam 75,000 ton sanayi boyası ve polimerleri üretim kapasitesine sahiptir. Kataforez üretim, ilave bir polimer üretim ve yine ilave bir otomotiv boyaları üretim tesisi için yatırımlarımızı planladık ve başlattık.









Toplam çalışanlarımızın %15’i, araştırma ve geliştirme laboratuvarlarımızda görev yapmaktadır. Teknolojilerin çeşitliliğine göre 5 otomotiv laboratuvarımızın dışında genel sanayi, ağır hizmet, polimer, renk ve analiz laboratuarlarımızda çok sayıda mühendis ve teknisyen arkadaşımız görev yapıyor. Ar-Ge harcamalarımızın gelirlerimize oranı, bizim sektörümüzdeki ortalamanın epey üzerinde, % 4 seviyesindedir.

 

Kansai Altan’ın yıllık gelirinin yıl sonu itibariyle 250 milyon TL civarında gerçekleşeceğini tahmin ediyorum. Bugüne kadar kısmen bu disiplin altına yürüyen "Ağır Hizmet” boyaları faaliyetlerimizi, Kansai’nin teknolojik birikimiyle de zenginleştirerek, yeni ürünlerle destekleyerek, yeni bir konseptle müşterilerimize sunmaya başladık.

 

Ege Serbest Ticaret Bölgesi’nde faaliyetine devam eden AkzoNobel Boya’nın 2011 yılı gelirinin 115 milyon TL gibi bir değerde olacağını tahmin ediyorum. 215 çalışanımızın görev yaptığı şirketimizin araştırma geliştirme laboratuvarı, yurt dışındaki toz boya araştırma grubuna entegre olarak faaliyet gösteriyor. Bu kuruluşumuzun satışlarının %25’i yurtdışına yapılıyor.





Anı Köşesi

"İyi ki varsın Sevgili Ağabeyim...”


"Mükemmel bir baba, mükemmel bir ağabey, canımdan bir dosttur bana...Onunla ilgili o kadar çok anım var ki, ne bu sayfalara sığar ne de kitaplara. Ama anılarımın dışında bugün Mustafa Altan olmamda rol oynayan yol gösterici yegane kişi Eyüp Altan’dır.


Ortaokul dönemimde eğitimimle ilgili çaresiz kaldığım zamanlar olmuştu. Okulla aram hiç iyi değildi ve neredeyse bırakacaktım. Eğitimime devam edemeyecek, kendi çabalarımla bir yerlere gelmeyi deneyecektim. Fevkalede bir bezginlik ve çözümsüzlük içindeydim. Aileme karşı sorumluluklarım vardı, bu beni daha da korku içine sokuyor ve sıkıntı veriyordu. Ta ki ağabeyim Eyüp Altan bana gelip de benimle konuşana kadar. O sıkıntılı zamanlarımda bana o kadar destek oldu ve cesaret verdi ki ben eğitimime devam ettim. Üniversitede Mühendislik Bölümü’nü bitirip Almanya’da doktoramı bile tamamladım. Ve bu zaman zarfında, o hiç bıkıp usanmadan benimle ilgilendi, bazen bir baba bazen bir ağabey bazen de bir arkadaş gibi hep yanımda olduğunu hissettirdi. Hayatım boyunca ağabeyimden gördüğüm desteği çocuklarıma da örnek veriyor, böyle bir ağabeye sahip olduğum için şükrediyorum.


Bulunduğum yere gelmemde o kadar çok payın var ki...İyi ki varsın


Sevgili Ağabeyim...”


Dr. Mustafa Altan



Anı Köşesi

"Eyüp Altan’da ilginç olan yan, bu kadar titizliğine karşın, gerektiğinde çok hızlı karar alıp eyleme geçebilmesidir.”

 

Eyüp Altan’la ilgili en canlı anılardan biri, mesleğimizin ilk yıllarında, 1970 li yılların ilk yarısında, birlikte çalıştığımız bir şirketin Ar-Ge Laboratuvarında ağır bir iş kazası geçiren bir laboratuvar teknisyenimizi, soğukkanlılığını yitirmeden ve hiç vakit yitirmeksizin kucaklayıp arabaya taşıması ve hastaneye götürmesidir. Sonraki gözlemlerim ve deneyimlerim bu resme yansıyan kişilik özelliklerini doğrular nitelikte oldu: Refleksleri çok hızlı, sorumluluk duygusu ve iş arkadaşlarıyla dayanışma arzusu çok yüksek, pek çok insanın panik içinde dağılıp soğukkanlığını ve eylemliliğini yitirebildiği güç durumlarda, sakinliğini ve akılcılığını koruyabilen bir insan.


Eyüp Altan bugün sanayici ve iş adamı kimliğiyle tanınıyor ama bir Ar-Ge Mühendisi olarak başladığı iş hayatı boyunca teknik eleman kimliğini hiçbir zaman terketmedi. Araştırmaya, teknolojiye ve üretime verdiği yüksek öncelikler bence bu kimliğinin yansımalarıdır. Bu yanıyla, ayrıntı titizliği çok yüksek, hatasız iş yapabilen mükemmeliyetçi bir mühendis kimliği taşıyor. Bu nedenle çok ayrıntılı arka plan çalışmaları yapmadan harekete geçmiyor. Mükemmeliyetçilik kimi zaman insanları eylemsizliğe götürebiliyor ama Eyüp Altan’da ilginç olan yan, bu kadar titizliğine karşın, gerektiğinde çok hızlı karar alıp eyleme geçebilmesidir.


Eyüp Altan’ın dikkat çekici başka bir özelliği de iş arkadaşlarını seçerken sergilediği seçiciliktir. Üstün nitelikli insanları uyum içinde çalıştırmanın güçlüklerini çok iyi bilmesine karşın birlikte çalışacağı insanları seçerken en nitelikli insanları bulup işe alma konusunda tutarlı bir ısrarı olmuştur. Nitelikli insanları yönetmekte karşılaşılan güçlüklerin üstesinden gelmek insan ilişkilerinde yüksek bir beceri gerektiriyor. Eyüp Altan’ın iş dünyasındaki başarısının en önemli etmenlerinden biri de insan ilişkilerinde gösterdiği olağanüstü yetenektir. Bu yeteneğin arkasında güçlü bir empati, sıcakkanlılık ve dışa dönüklükderhal farkedilebiliyor.


Dr. Engin Çörüşlü

Teknik Müdür


Anı Köşesi

"Babamın her zaman söylediği gibi, hata yapmaktan korkmayacaksın, çünkü insan en güzel kendi hatalarından öğrenir.Affedilmeyecek olan, yapılan hatalardan ders almamaktır.”

Babam benim olduğu kadar bütün ailemin idolüdür. Müthiş prensip sahibi bir insandır. Bir şeyi elde etmek için onu hak etmek gerektiğine yürekten inanır. Bağlı olduğu prensipler nedeniyle, bana her zaman arkamda olduğunu hissettirdiyse de, beni hep çaba göstermeye, emek vermeye yönlendirmiş ve bana hiçbir şeyin kolay kazanılmadığını öğretmiştir.

Üniversiteyi bitirip birlikte çalışmaya başladığım zaman, bana öğrettiği gibi, başarılı olmak için çok ama çok çalışmak ve fedakarlık yapmak gerektiğini zamanla daha da iyi kavradım. Bu süreçte zorlandığım, hatta çıkmaza girdiğim zamanlar da oldu. İşte böyle zamanlarda şimdi anlatacağım hikaye bana pes etmemeyi öğretmiş ve her zaman cesaret vermiştir:

Genç bir mühendis bir gün bir buzdolabı üreticisine kendi geliştirdikleri boyayı denemek üzere ziyarete gider. Fabrika müdürü mühendisin yanına gelir ve "Evladım sana güvenirim bilirsin. Bu işi zaman kaybetmeden bugün içerisinde bitiriver” der ve başka bir randevusu olduğu için çıkar gider. Mühendis hızlıca denemelere başlar. Boyalar sisteme verilir ve robotlarla boya uygulaması başlar. Onlarca buzdolabı boyandıktan sonra sıra fırınlanmaya gelir. Fırın çıkışında heyecanla bekleyen mühendis ilk çıkan buzdolabıyla işlerin yolunda gitmediğini anlar. Dolapların üzerindeki boyalar bir bir dökülmektedir. Boyahane karışır, hemen fabrika müdürüne haber verilir ve müdür büyük bir hışımla mühendise "Oğlum ne yaptın sen? Onca dolap mahvoldu, yıkıl şimdi karşımdan, bir daha da gelme!” diye bağırır. Genç mühendis çok üzülmüş ve utanç duymuştur ancak hiçbir yere gitmez. Boyahaneden bir süre uzaklaşıp nerede hata yaptığını enine boyuna düşünür. Fabrika müdürü çıkınca boyahaneye tekrar girer ve aklındaki çözümleri uygulamaya başlar. Boyahanede sabahlar ve bir önceki günün hasarını kurtarır. Sorunu bulmuştur ve artık hattan boyalı buzdolapları sorunsuz çıkmaktadır. Bir gün önce kükreyen fabrika müdürü mühendisi makamına çağırır ve şöyle der:

"Eyüp’cüğüm aferin sana, seninle gurur duyuyorum. İş sizindir, bu gece güzel bir yemeği hakkettin, bendensin.”

Babam hala o yıllarda Profilo Genel Müdürü olan Uğur Arıca Bey’i, bu güzel insanı, hayır ve rahmetle anmaktadır.

Babamın her zaman söylediği gibi, hata yapmaktan orkmayacaksın, çünkü, insan en güzel kendi hatalarından öğrenir. Affedilmeyecek olan, yapılan hatalardan ders almamaktır.

Aslı Altan Pınar

Kuruluştan Bugüne

Yaklaşık 30 yılda bu ölçekteki kuruluşların hayat bulmasında rol sahibi olan bir iş adamı olarak 1994, 1998, 2001 ve 2008 ekonomik krizlerinin tamamına tanık oldum. Aralarında müşterilerimizin de olduğu birçok kuruluşun bu krizlerden bazılarında faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldıklarını gördüm.

 

Bu krizleri aşmada biz de müşterimizle ve çalışanlarımızla omuz omuza verdik, bu zor dönemlerden güçlenerek çıkmasını bildik. Burada bu vesile ile tüm müşterilerimize, çalışanlarımıza ve tedarikçilerimize bir kez daha teşekkür etmek isterim.


Aile

Altan ailesi üyelerinin birinci nesli olarak, yönetim kurulundaki görevlerimizin dışında ben Genel Müdür,

kardeşim Mustafa Altan ise işletme, idari ve lojistik faaliyetlerden sorumlu Genel Müdür yardımcısı olarak görev yapıyoruz. Ailenin ikinci nesil temsilcileri ise yüksek öğrenimleri sonrasında farklı iş birimlerinin yöneticileri olarak sorumluluk aldılar, kuruluşların yarınları için deneyim kazanıyorlar.

 

Şirket Dışında Hangi İşlerle İlgileniyor

Altan Ailesi’nin bu kuruluşlar dışında herhangi bir endüstriyel girişim planı bugün itibariyle bulunmuyor.

Ancak bir süredir tarımsal üretim anlamında yürüttüğümüz birkaç fizibilite çalışması var. Belki bir gün bu konular üzerinde de konuşacak bir girişim olur.


Sosyal Sorumluluk Projeleri

Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksek Okulu işbirliğiyle yürüttüğümüz iki proje var. Bunlardan ilki Kaporta ve Boya Bölümü, diğeri ise Mobilya ve Dekorasyon Bölümü ile birlikte yapılıyor. Her iki bölüme de demirbaş ve eğitim malzemesi dışında, derslerine eğitmen göndererek öğrencilere

yeni teknolojileri tanıtıyor, ürünlerin insan ve çevre sağlığına etkilerini aktarıyoruz. Turgutlu’da yaptırılan bir ana okulu dışında, haberimiz oldukça çeşitli devlet kurumlarına hibeler ve desteklerde bulunuyoruz. Geçtiğimiz sene, Kemalpaşa Kiraz Festivali’nin sponsorları arasında yer adık. 3 Altan kardeş olarak uzun yıllardır Manisa vergi rekortmenleri listesinde ilk üç sırayı alarak en önemli vatandaşlık görevimizi gururla yerine getiriyoruz.

Genç Girişimcilere Öneriler

Bugünün dünyasında, bizim iş hayatına atıldığımız günlerden çok farklı dinamikler var. Özellikle ülkemizin artık dış pazarlara tamamen entegre olması nedeniyle tüm sektörlerde hem ürün hem hizmet rekabeti yaşanıyor. Gelişen iletişim ve ulaştırma imkanları, dünyayı giderek daha da küçültüyor.

 

Tüm ülkeler, yerli sanayilerini dünyada rekabet edebilmeleri için teknoloji geliştirme ve ihracat için teşviklerde destekliyorlar. Genç girişimcilere ilk önerim, faaliyet gösterdikleri iş alanında dünyadaki gelişmeleri ve eğilimleri yakından takip etmeleridir. İhtiyaç duydukları teknolojilere ulaşmanın yollarını iyi değerlendirmeliler. Bu yeri geldiğinde başka bir kuruluşla ortak olmak, yeri geldiğinde üniversitelerle ortak proje yönetmek, yeri geldiğinde de kendi araştırma merkezlerini kurmakla yapılabilir. Bunlar planlarken ihracat hedefleri de en az ülkemiz pazarı kadar ön planda tutulmalıdır.

Bir diğer önerim, insan kaynaklarına yatırım yapmalarıdır. Yönetim kadroları ve sorumluluk taşıyacak birimler, vizyonlarını genişletecek, hızlı ve nitelikli iş yapacak şekilde eğitimlerle desteklenmelidir. Çalışanların yönetime katkısı her zaman teşvik ve takdir edilmeli, onların da ailenin bir parçası oldukları onlara hissettirilmelidir.

Son önerim de doğru finans yönetimidir. Özellikle 2008 yılında yaşanan ve bugünlerde de tekrar konuşulan finans darlığı dönemlerinde, yılların emeğiyle edinilen kazanımların bir anda yok olmaması için finans yönetimine azami önem verilmelidir. Alınabilir riskler ve finansman, işlerini büyütmeyi planlayan girişimcilerin iş planlarının ilk maddesi olmalıdır.