BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Faik BİTLİS ile röportaj

BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Faik BİTLİS ile röportaj
  • Röportaj
  • Ziyaret: 1434
  • Son Güncelleme: 14-01-2015


Boya Sanayicileri Derneği (Bosad) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Faik BİTLİS, sektörün dünü bugünü, derneğin hedefleri ve Paintistanbul ve Turkcoat fuarlarının birleşmesi hakkındaki sorularımızı yanıtladı.


Ülkemiz boya sektörünün gelişim süreci hakkında bilgi verebilir misiniz, günümüze kadar sektörü şekillendiren önemli olay ve gelişmeler nelerdir? Boya Sanayicileri Derneği (Bosad) Genel Başkanı olarak derneğinizin bu süreçteki etkisini ve rolünü açıklar mısınız?

 

Türk boya ve hammaddeleri sektörünün gelişim süreci ile Türk sanayiinin genel gelişim süreci arasında paralellik olduğunu söylemek mümkündür. Türk boya sektörü 50’li yıllarda başlamış ve 70’li yıllarda Türk sanayiinin gelişimi ivme kazandığında da Ana Kimya, sektörümüzün bir alt sektörü olarak yerini almıştır. 80’li yıllarla birlikte ülke ekonomimizin uluslararası rekabete açık bir yapı içinde gelişimini sürdürmeye başlamasıyla da sektörümüz, yabancı sermayenin ilgi alanına girmiştir. Bugün boya ve hammaddeleri sektörü yerli ve uluslararası sermayeli firmaların içinde bulunduğu ve her yıl ekonomik gelişmesini sürdüren önemli bir alt sektör konumuna gelmiştir.

 

Türk boya sektörünün mesleki temsilcisi Bosad olarak, bu gelişim sürecinde bir miktar gecikmeli olarak da olsa 2003 yılındaki kuruluş sürecimizle birlikte yer aldık. Bosad örnek bir STK anlayışı içinde boya ve hammaddeleri sanayimizin ekonomik, ticari ve teknik yapısına yönelik çalışmalarını yoğunlukla sürdüren, üst düzey temsil gücüne kavuşmuş bir sektör kuruluşu olarak önemli bir etki ve rol alanına sahiptir.


Ülkemizdeki boya sektörünün altyapı, teknoloji ve üretim hacmi açısından günümüzdeki durumunu değerlendirebilir misiniz? Bu alanlarda rekabet ettiğimiz diğer ülkelere kıyasla zayıf ve güçlü yanlarımız nelerdir?

Boya sektörümüzün gerek üretim ve ürün teknolojisi gerekse de Ar-Ge olanakları ve yönetim sistemleri açışından Avrupa ülkeleri ile rahatlıkla rekabet edebileceğini söyleyebiliriz. İç pazar büyüklüğü olarak sektörümüz Avrupa ülkeleri arasında ilk 5’te yer almaktadır. Bugün boya iç pazarımız yıllık yaklaşık 850 bin tona ve 2 milyar doları aşan bir büyüklüğe ulaşmıştır. Sektörün ihracatı boya hammaddeleri ve yapı kimyasallarını da ilave edersek 1 milyar doları aşan, 45 ülkeye ihracat yapan bir konuma gelmiştir. Şüphesiz sektörümüzün bu güce ulaşmasında gelişmiş ülkelerdeki rakipleriyle boy ölçüşebilir hale gelmesinin rolü büyüktür. Sektör, bölgesinde önemli yatırım, üretim üssü ve cazibe merkezi olmayı hedeflemiştir. Boya sanayiimiz; bu dinamik gelişimi, dışa açık ekonomik yapısının yanında inovatif ürünler geliştiren Ar-Ge gücü ve teknik yapısıyla giderek büyüyen bir sektör olma özelliği taşımaktadır. Bu güçlü yanlarımızın yanında sektörümüzün temel hammaddelerinin hala %70’inin ithalat ile karşılanması yüzünden belli ölçülerde dışa bağımlı olmamız ve toplam sayısı 500’e yaklaşan işletme sayısı ise sektörümüzün zayıf yönleri arasındadır. Bu alanda diğer bir önemli eksiğimiz ise, ülkemizde ulusal boya bilinci ve kültürünün önemli aşamalar kaydetmesine rağmen henüz tam manası ile gelişmemiş olmasıdır.

 

Çevre ve insan sağlığına verilen önem her geçen gün daha da artıyor ve özellikle gelişmiş ülkelerde yasal mevzuatlarla daha sıkı bir şekilde kontrol altına alınıyor. Bu durum sizce, özellikle boya, genel anlamda ise tüm kimya sektörü için ne anlama gelmektedir?

 

Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görüldüğü gibi dünya ekonomilerinin son 20 yıllık dönemdeki temel kriterlerinin başında çevre ve insan sağlığına önem veren bir üretim yapısı gelmektedir. Bu temel hedef çerçevesinde ülkeler özellikle sanayilerinde bu alandaki ilgili yasal mevzuatlarını yeniden düzenlemekte veya revize etmekte ve yasal temele oturtmaktadır. Bu alanda Bosad olarak kimya ve boya sektörümüzün sanayileşme kriterleri arasında önem taşıyan ulusal ve uluslararası regülasyonlara uyum sürecine katkı çalışmaları, bir STK olarak en önemli çalışma alanlarımız içinde yer almaktadır. Son 10 yılda Türkiye’de özellikle AB mevzuatına uyum süreci ve teknik mevzuatın uyumlaştırılması süreci, başta kimya ve boya sektörü kuruluşlarına çok önemli yükümlülükler ve maliyetler getirmektedir. Bu yeni yapılanma sürecinde sanayimizin siyasi otoriteden alacağı en önemli katkı; uyum süreci ve teknik yapılanma desteği konusunda verilecek sektörel destekler olacaktır.

 

Ar-Ge kapsamında, nanoteknoloji başta olmak üzere birçok önemli buluş gerçekleştiriliyor. Ülkemiz boya sektörünü Ar-Ge, inovasyon ve patent anlamında değerlendirebilir misiniz? Katma-değeri yüksek ürünleri ve know-how seviyemizi arttırmak için neler yapılmalıdır?

 

2000’li yıllarla birlikte sanayimizde özellikle yeniden yapılanma ve ihracat hedefi çerçevesinde bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu süreç özellikle daha katma değerli ürün üretmek amacı ile Ar-Ge ve inovasyon üzerinde yoğunlaşmakta ve süreç sonucu ortaya çıkan ürünler patent ve marka haklarının oluşumuna yol açmaktadır. Bugün kimya ve boya sektörünün gelişim sürecini Ar-Ge ve inovasyon yapısıyla beraber geliştireceği ürün ve üretim teknolojileri belirleyecektir. Bu kapsamda Bosad olarak başta T.C. Ekonomi ve T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları ile İKMİB olarak, katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve ihracatı konusunda çalışmalarımızı proje bazında sürdürmekteyiz.

 

Boya sektörümüzün yakın ve uzak dönemler için hedefleri nelerdir? Hedeflere ulaşmak için özel sektör ve kamuya ne tür görevler düşmektedir, neler yapılmalıdır?

Boya sektörümüzün yakın ve uzak dönemlerdeki temel hedeflerinin başında AB ile entegrasyon sürecini geliştirerek tamamlamak ve Avrupa’nın 3. büyük boya üreticisi olmak gelmektedir. Bunun yanında sektörümüzün bölgesel bir üretim ve yatırım üssü olma hedefi ve 2023 ulusal hedefleri çerçevesinde 2,5 milyar dolarlık ihracat gücüne ulaşmak hedefi de yer almaktadır. Bu temel hedeflere ulaşmak için başta sektör kuruluşumuz Bosad olmak üzere özel sektör ve kamu kuruluşlarının kimya genel stratejisi içinde yer alan ve boya sektörünün gelişimine yönelik düzenlenen her türlü bürokratik ve teknik yapıya destek vermesi gerekmektedir. Özellikle bu alanda Bosad, kamu kurum ve kuruluşlarıyla genel kimya sanayi içinde örnek bir çalışma yapısına sahiptir.


Sektörün 2023 hedeflerine ulaşmasında uygulanması gereken stratejiler neler olmalıdır?

Ulusal 2023 hedeflerine ulaşmaktaki temel yol haritasının başında sektörümüzün gelişme dinamiklerine uygun şekilde oluşturulacak sanayi politikalarıyla desteklenmesi yer almaktadır. Bu konuların başında yüksek teknolojili ve katma değerli ürünlerin üretimi ile Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi, sektörel temel girdilerin belli kıstaslar ve alanlar itibarı ile Türkiye’de üretiminin teşvik edilmesi gibi ana konular yer almalıdır.


Paintistanbul ve Turkcoat fuarlarının birleşmesi hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bu sinerji sizce sektöre nasıl yansıyacak, ne tür avantajlar sağlayacak?

Bosad olarak ülkemizde düzenlenecek ölçekli ve kapsamlı bir fuar ve kongre organizasyonunun bölgesel bir güç ve cazibe merkezi olma hedefimize önemli katkılar yapacağına başından beri inanmaktayız. Bu inanç doğrultusunda 2010 yılından bu yana uluslararası katılımlı bir fuar ve kongre olan Paintistanbul’u düzenlemekteyiz. Üçüncüsü bu yılın Ekim ayında tamamlanan fuar ve kongre projemizin, sektörümüzün diğer önemli ve başarılı organizasyonu olan Turkcoat ile daha ölçekli ve kapsamlı tek bir fuar anlayışı altında birleşmesinin önemli bir güç birliğine yol açmasını beklemekteyiz. Bu güç birliğinin sektörümüzün hedeflerine ulaşmasına hız katacağını düşünmekteyiz. Bu birleşme sürecinde, tek bir uzman fuar oluşturulmasının sektörün tüm paydaşları tarafından desteklenmesi ayrıcalıklı bir önem taşımaktadır. Bütün bu avantajların yanında 2016 yılında yapılacak ortak projemizin sektörümüzün uluslararası tanıtımına ve bunun yanında ekonomik ve ticari yapımıza/ihracatımıza çok yönlü destek sağlayacağına inanmaktayız.