BASF, Onur Aydemir ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik

BASF, Onur Aydemir ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik

BASF, Türkiye, MENA Bölgesi Dispersiyon&Pigment, Kağıt ve Maden Kimyasalları Satış ve Endüstri Müdürü Onur Aydemir ile. BASF Türkiye ofisinin kuruluşu, faaliyet alanları ve ürün grupları hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Sayın Onur Aydemir, okurlarımıza kısaca kendinizden ve eğitim durumunuzdan bahsedebilir misiniz? BASF Türkiye’de ne zaman çalışmaya başladınız?

Istanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü mezunuyum. 1997 yılından beri BASF’nin Türkiye ve Almanya’daki merkezinde boya, mürekkep, masterbatch, inşaat, yapıştırıcı, kağıt ve madencilik sektörlerinde kullanılan kimyasal hammadelerin satış ve pazarlaması konusunda çeşitli görevler üstlendim. Şu an Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden sorumlu olarak BASF’de yöneticilik görevime devam ediyorum. Evliyim ve 5 yaşında bir kızım var.

BASFTürkiye’nin kuruluşundan bugüne gelişim sürecinden bahsedebilir misiniz?

1880 yılından beri Türkiye’de satış yapıyoruz. İlk ofisimizi 60 yıl önce açtık. 1970 yılından beri de üretim yapıyoruz. Gebze Dilovası’ndaki üretim tesisimiz bu tarihten beri faaliyet gösteriyor. BASF Türkiye’den, Ortadoğu, Kuzey Afrika’yı kapsayan toplamda 34 ülke yönetiliyor. Bu bölge; 26 farklı tüzel şirket ve 6’sı Türkiye’de olmak üzere, 17 üretim tesisini kapsıyor. Bu sürece baktığımızda, Türkiye’nin her geçen gün BASF için ne kadar önem kazandığını görebiliyoruz.

Boyatürk Dergisi’nin bu ayki dosya konuları arasında; pigment, reçine yardımcı maddeler bulunmakta. Bu sektöre yönelik ürünleriniz hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?

BASF olarak; boya, mürekkep ve masterbatch sektörleri için pigment, reçine ve yardımcı maddelerden oluşan ve çoğu rakibimizde olmayan çok geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Son 10 yıl içerisinde bünyemize kattığımız Engelhard, Johnsons Polymer, Ciba ve Cognis gibi firmaların ürünleri hiç şüphesiz ürün portfolyomuzu tamamlayıp zenginleştirmesinde büyük rol oynadı. Aslında burada boya formülasyonunun tüm yapı taşlarını oluşturan, inorganik, organik ve effekt pigmentler ile başlayıp su bazlı akrilik ve poliüretan dispersiyon, uv ile kürleşen polyester ve polyüretan sistemler, biyolojik kökenli polyoller, aldehid ve poliizosiyanat gibi reçineler ile devam eden ve de köpük kesici, dispersant ve reoloji ajanları gibi yardımcı maddeler ile son bulan çok geniş bir ürün yelpazesinden bahsediyorum. Bazı yenilikçi ürün ve uygulamalardan da örnekler vermek isterim. BASF’in ürettiği demir / krom oksit komplex yapısına sahip Sicopal® Black L 0095 adlı siyah pigment sayesinde artık siyah ve koyu renkli boyalar tıpkı beyaz ve açık renklerde olduğu gibi ısıyı yüksek oranlarda yansıtabilmektedir. Glacier™ Frost White markasıyla dünyanın ilk sentetik mika bazlı beyaz efekt pigmentlerini piyasaya sunduk. Sentetik mika bazlı bu beyaz efekt pigmentler sayesinde doğal mikanın sahip olduğu sarımsı tonlardan arınmış bembeyaz efektler elde edilebilmektedir. Joncryl® FLX serisindeki akrilik reçinelerimiz ile üretilen su bazlı mürekkepler ile polyolefin yüzeylere yüksek kalite ve dayanımda baskı yapmak artık mümkündür. Doğal yağ bazlı Sovermol®serisi poliol reçinelerimiz ile hem solvent içermeyen doğa dostu, hem de yüksek performanslı çift komponentli poliüretan boya sistemleri üretilebilmektedir.

Ürünlerinizin güvenilirliği ve şirketinizin devamlılığı için uyguladığınız kalite ilkelerinden bahsedebilir misiniz?

BASF bünyesinde entegre olmuş yönetim sistemleri çevre, sağlık, iş güvenliği ile birlikte kalite konusunda parelel proseslerin uygulanmasına olanak sunmaktadır. Devamlılık arzeden ürün kalitemizi bizi rakiplerimizden farklılaştıran bir değer olarak görmekteyiz.

Yurt içi ve yurt dışı satış faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz? Hangi ülkelerle çalışmalarınız bulunmakta?

Satış aktivitelerimizi, yatırımları ve teknolojileri ayrıntılı bir şekilde inceleyerek, müşterilerimizle birlikte çözüm üretiyor ve bunları projelendiriyoruz. Türkiye’de uzun yıllardır emülsiyon, köpük kesici, dispersan ajanları gibi bazı yardımcı maddelerin Dilovası ve Çayırova’daki tesislerimizde yerli üretimini yaparak boya sanayisine katkıda bulunuyoruz. Boya ve mürekkep pigmentleri, reçine ve yardımcı maddeleriyle ilgili distribitörlük faaliyetlerimizi Türkiye’de tek bir satış kanalı olarak Boysan altında birleştirdik. Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarındaki satış aktivitemizi yürüten ekibimizi de buradan yönetmekteyiz. Yerli üretimi çeşitlendirerek, rekabet gücümüzü ve satışlarımızı artırmayı hedefliyoruz.

Müşterilerinize satış sonrası sağladığınız teknik destekten bahsedebilir misiniz?

Almanya ve Hollanda’daki teknik uzmanlarımız aracılığı ile müşterilerimize proje bazlı teknik destek veriyoruz. Bu destek, ihtiyaca göre hem satış öncesi, hem de satış sonrası olabilmektedir. Kaynaklarımızın verimli kullanılabilmesi açısından projelerde seçici davranıyor; müşterilerimize ve bize değer getirecek projelere odaklanıyoruz.

Uzun dönemde ürünlerinizin piyasadaki devamlılığı için neyin önemli olduğunu düşünmektesiniz?

Kalite, tedarik güvenilirliği, çevreye duyarlılık ve hizmet gibi faktörler devamlılık için çok önemli. Özellikle yeni teknoloji ve değişen trendlere cevap verebilecek ürünler geliştirerek devamlılık sağlayabilirsiniz. Bunun için de çok iyi bir Ar-Ge organizasyonuna ve de arge bütçesine sahip olmanız gerekmektedir. 2013 yılında toplam 10.650 kişi arge çalışanı ile BASF aktif olduğu tüm sektörlerde 1.84 milyar € değerinde Ar-Ge harcaması yapmıştır.

Türkiye pazarının BASF için önemini açıklar mısınız?

Türkiye, Avrupa’daki önemli ana pazarlarımızdan biridir ve buradaki birçok üretim merkezimizde sürdürdüğümüz operasyonlarımız, bu ülkeye olan taahhüdümüzün açık göstergesidir.Türkiye’nin hızla büyüyen ekonomisi, Türkiye’ye yatırım yapan ve burada üretim tesisleri bulunan şirketleri daha fazla yatırım yapma konusunda cesaretlendiriyor. Türkiye, coğrafi açıdan tüm dünya için büyük jeopolitik önemi olan bir noktada bulunuyor. Genç nüfusuyla dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisine sahip olan Türkiye, Avrupa’da ise birinci sırada yer alıyor ve hızla gelişen sanayisi ile hemen her sektörde faaliyet gösteren yatırımcıların iştahını kabartıyor. Kimyayı ise tüm sektörlerde üretim sürecinin temel taşı olarak niteleyebiliriz. Bu nedenle Türkiye’deki kimya sektörü zaten Türkiye ile eş zamanlı ve organik bir büyüme içinde bulunuyor. Türkiye’nin aynı zamanda kendisi gibi her alanda gelişme potansiyeli yüksek ülkeler ile çevrili olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Sektörde her geçen gün büyük önem arz eden çevre ve sürdürülebilirlik konusunda yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

2050 yılında gezegenimizde dokuz milyardan fazla insan yaşıyor olacak. Dünya nüfusu ve talepleri artmaya devam ederken, gezegenin kaynakları ise sınırlı. Günlük hayat ve tüketim alışkanlıklarımızın değişmemesi halinde, dünya nüfusunun taleplerini karşılayabilmek için gezegenimizin sunduğu kaynakların üç katı büyüklüğünde kaynağa ihtiyacımız olacak. Bu durum, çok fazla global zorluğu beraberinde getireceği gibi kimyaya dayanan inovasyonların geliştirilmesine de yol açacak. Dünyanın lider kimya şirketi olarak BASF olarak, bu inovasyonların belirlenmesinde önemli bir rol oynayacağımızı düşünüyoruz.

 

Kimyamıza dayanan yeniliklerin önemli bir rol oynayacağı üç önemli alan görmekteyiz: kaynaklar, çevre ve iklim, gıda ve beslenme, yaşam kalitesi. Tüm bu alanlarda sürdürülebilir gelişmenin kimyasal yeniliğe ihtiyacı var ve bizim de üzerinde çalıştığımız şey bu.

Geleceğin kaynakları sorunu, iş birimlerimiz için olduğu kadar Ar-Ge birimimiz için de son derece önemli. Ürün ve çözüm geliştirdiğimiz sanayilerin tamamında sürdürülebilir çözümler konusunda tercih edilen iş ortağı olarak kalmayı hedefliyoruz. Bunu da, değişik pazar ihtiyaçları olan müşterilerimizle iş birliği yaparak ve onların yenilikçi gücümüzden faydalanmalarını sağlayarak başarmayı hedefliyoruz.

Sektörü dünü ve bugünü ile değerlendirebilir misiniz?

Hiç şüphesiz, boya ve mürekkep sektörleri geçmişe kıyasla teknolojiden daha çok yararlanmaktadır. Ayrıca boya ve mürekkep sektörlerini doğrudan etkiliyen inşaat, mobilya, ambalaj, yassı çelik, beyaz eşya ve otomotiv gibi gibi diğer sektörlerde hem bazı yeni düzenlemeler hem de büyük yatırımlar oldu ve olmaya devam ediyor.

 

Bu gelişmeler sayesinde piyasadaki ürün ve uygulama çeşitliliği, üretim kapasiteleri artmıştır. Genel endüstriyel boyalar, mobilya boyaları, yassı çelik (bobin) boyaları, toz boya ve su bazlı ve UV mürekkeplerin üretimi artarak büyük hacimli inşaat boyaları ve solvent bazlı klasik mürekkep üretimi yanında ağırlık kazanmaya başlamıştır. Ayrıca yapılan teşvikler sayesinde ileride daha çok hammaddenin yerli olarak üretileceğine inanıyorum.

Sektörün gelişimini hızlandırmak adına firmalara düşen görevler neler olabilir?

Son kullanıcının bilincini arttıracak tüm eğitim aktiviteleri, Ar-Ge yatırımları ve değer zinicirindeki farklı sektörlere yapılan yatırımlar sektörün gelişimini hızlandıracaktır.